Sünnet'in korunmuşluğu
Sünnet'in korunmuşluğu
Sünnet’i ve hadisleri mü'minlerin hayatından çıkarmaya azimli çevrelerin, oluşturmayı hedefledikleri “boş alan”ı heva ve hevesleriyle doldurma arzusuyla kıvranırken dillerine doladıkları bir argüman var: “Allah Teala Kur’an’ı koruyacağını bildirmiştir. Ancak Sünnet ve hadisler için böyle bir garanti yoktur. Şu halde elimizde güvenilir din kaynağı olarak sadece Kur’an vardır” diyorlar.
Burada işaret edilen ilahi garanti, “Muhakkak ki Zikr’i biz indirdik; onun koruyucusu da biziz”1 ayetinde ifadesini bulmaktadır. Ne var ki, bu ayete yakından bakıldığında durumun hiç de Modernistler’in ileriye sürmeye çalıştıkları gibi olmadığını görüyoruz.
Buradaki “Zikir” kelimesinin, metluvv olsun, gayri metluvv olsun her türlü vahyi anlattığını söyleyen İbn Hazm2 gibi alimlerin bu görüşünden sarf-ı nazar edelim ve bu kelime ile Kur’an’ın kastedildiğini kabul ederek soralım:
1. Bu ayetten yola çıkarak Kur’an dışında başka hiçbir şeyin ilahî koruma altında bulunmadığını söylemek doğru mudur? Eğer bu doğruysa şunu söylememiz mümkün hale gelecektir: Bugün müslümanların kıldığı namazlar, Kur'an'ın emrettiği ve Hz. Peygamber (s.a.v)’in mahiyetini Kur’an dışı vahiy kanalıyla öğrenerek kıldığı namazın aynısı olmayabilir. Aynı şeyi hacc, oruç, zekât vd. ibadetler için de söylemek pekala mümkün........
