Ahir zaman halleri
“Bir şey hakkında hüküm vermek, onu tasavvur etmenin fer’idir” kaidesi hepimizin hayatında bir şekilde tezahür eden hakikatlerdendir. Karşılaştığımız bir vakıa, durum, kanaat… üzerine fikir yürütürken, yorum yaparken yaşadığımız ihtilaflar hep bu kaide üzerine döner. Herhangi bir şey hakkında verdiğimiz hüküm, o şeyi nasıl algıladığımıza bağlı olarak şekillenir ve bu sebeple o şeyi bizden farklı algılayan biriyle o şey üzerine konuşurken görüş ayrılıklarımızın olması kaçınılmazdır.
Sözü, içinde yaşadığımız çağın niteliği hakkında doğru tesbitlerde bulunmanın yolunun, onu doğru tarif etmekten geçtiğine getirmek için bu girişi yaptım. Şuna kimse itiraz etmez zannederim: “Modern çağ” diye ifade ettiğimiz durum, önceki zamanlardan hemen her şeyiyle farklıdır. Sadece kullandığımız araç-gereç ya da her seferinde bizi farklı hayretlere sevk eden teknolojk sıçramalar bakımından değil, eşya ve olaylar hakkındaki değerlendirme farklılıkları bakımından da böyle.
Zaman algımız bizim irademizin dışında parçalanmış ve kategorize edilmiş durumda. Modern dönem öncesine (ki “geleneksel zamanlar” deniyor) ait kabul edilen kavram, kurum, fikir ve pratiklerin “son kullanım tarihi geçmiş şeyler” olarak görülmesi de bu durumun bir yansıması.
İşte bu sebeple modernleşmiş insanın en temel hususiyeti, “çağını, dolayısıyla kendisini mutlaklaştırması”dır. Bu çerçevede insanoğlunun tarih sahnesine çıktığı zamandan modern döneme kadarki........
