Narin davası ve yargıya güven
Doktorlar teşhis koyduğunda ya da ilaç yazdığında insanlar ilme ve uzmanlığa itibar ederek itaat ederler. Sanayide güvenilir bir usta araçla ilgili bir tespitte bulunduğunda tecrübeye, ustalığa itibar edilir ve itaat edilir. Ancak mesele örneğin ilahiyat olduğunda, örneğin hukuk olduğunda, çoğu kişi kendisini fikir yürütmeye, düşünce beyanına yetkin görür. Doktora, mühendise, ustaya itiraz edilmez ama sosyal bilimlerde hayatını o alana adamış bir profesör konuşurken “Hocam size katılmıyorum”, “Ben öyle düşünmüyorum” ya da “Yanılıyorsun, bak o iş öyle değil” türünden cüret sergilenir.
Yargılama, sanılanın aksine son derece teknik bir süreçtir. İlim gerektirir, tecrübe gerektirir, uzmanlık gerektirir. Bir sistematik içinde veriler toplanır, değerlendirilir, tartışılır, aksi görüşler dinlenir, örnekler gözden geçirilir, külliyat taranır, kanuna bakılır, işin içine sonra akıl girer, vicdan girer ve bir karar verilir. Şüphesiz dışardan, uzaktan herkes görüşünü söyler, tahminde bulunur, zan üzerine kanaat belirtir, herkes konuşur, kimi anında, kimi de süreci bir miktar takip ederek gönlünden geçen kararı verir ama mahkemede işler çok daha karmaşık ilerler.
Hukuk, linçi engellemek için vardır. Özellikle infial oluşturan bir suç işlendiğinde kalabalık galeyana gelir, kendisine işaret edilen zanlıyı büyük bir öfkeyle ve hızla darağacına götürmek ister. Galeyan, masumun cezalandırılmasına,........
