Yeni Parti’den ‘markaya yanlış ad verme’ dersi
Yeni Parti’den ‘markaya yanlış ad verme’ dersi
İyi isim iletişime yük olmaz, iletişimin yükünü taşır
Dalga geçmek, eleştirmek, beğenmemek tamam da asıl yapılması gereken; durumu doğru tahlil edip aynı hatalara düşmemek için olaydan ders çıkarmaktır. Yoksa, Yeni Parti’nin adının başına gelenlerle dalga geçeyim derken, halkın ‘Terörsüz Türkiye’ diye son derece akıllıca koyduğu yasa adını, TBMM’de ‘anlamlı’ mesaj verme kaygısıyla, o adı koyanlar dahil bugün kimsenin bir çırpıda, cep telefonuna bakmadan hatırlayamadığı bir ismi uygun buluverirsiniz…
Gelelim konuya… Öztürk Yılmaz beyin 6 yıl önce kurduğu Yenilik Partisi, iki parti adının birbirine benzerliğinden yola çıkarak savcılığa başvurmuş. Öncesinde de Özgür Özel’i bizzat uyarmış … Başsavcılık, Siyasi Partiler Kanunu gereğince Yeni Parti’ye 30 gün içinde adını değiştirmesi için ihtar çıkarmış, aksi hâlde dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacağını bildirmiş. Özgür Bey de 17 Eylül günü medyaya yansıyan açıklamasında “Böyle bir karar verilirse, isimde küçük bir değişiklik yaparak devam ederiz. ‘Yeni’ adını değiştirmeyi düşünmüyoruz” demiş…
Daha önce partisinin adını değiştirmek zorunda kalan Duygu Sucuka da aynı ihtiyatı Özgür Özel’e iletmiş.
T24, 11 araştırma şirketinin sonuçlarının ortalamasını almış ve AK Parti ile Yeni Parti arasında 11 puan fark olduğunu tespit etmiş. Bizim dikkatle izlediğimiz araştırma şirketi Areda’nın ağustos araştırmasında ise fark biraz daha açık: 5’e …
Bu arada, AK Parti iletişimcileri de kendilerine
ders çıkarmalı ve şu soruyu sormalı: Lliderleri P’nin üzerinde oy potansiyeline sahipken parti neden onun en az 15-20 puan altında kalıyor? Hem de karşısındaki muhalefet
bu kadar dağılmışken…
Marketing Türkiye’de “Etkili olmak için orijinal olmak şart değil” diye yazmıştık. Hâlâ aynı yerdeyiz…........
