menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TÜİK mi değişti, niyet mi?

47 0
07.04.2026

Siyasal iletişimde ve algılama yönetiminde en büyük tuzak,

hakikati

kendi işine geldiği noktadan bükmeye çalışırken sınırları aşmaktır. Çünkü hakikat,

realiteden

farklı olarak sabah başka, akşam başka olmaz. Hele ki mevzubahis devletin kurumu ve onun açıkladığı verilerse...

Konumuz, Ocak ve Mart 2026 enflasyon rakamları açıklandıktan sonra Sözcü gazetesinin sayfalarındaki ‘manşet’ dili...

Hakikat

ile

realite

(gerçeklik) İngilizcesiyle,

truth

ve

reality

; Almancasıyla,

Wahrheit

ve

Wirklichkeit

; Fransızcasıyla,

vérité

ve

réalité

birbirlerinden tamamen farklı iki ayrı

algılama alanına

işaret ederler…

Türkçe dışındaki bu üç dilde internette yapacağınız araştırmada ya da yapay zekâ araçlarına başvurduğunuzda, geniş bir açıklama ağıyla karşılaşırsınız. Mesela

Gemini

özetle şöyle demiş: “Aralarında ontolojik (varlıksal) bir uçurum vardır.

Gerçeklik

, dış dünyada var olan ve duyularımızla deneyimlediğimiz ‘şey’dir;

hakikat

ise o şeyin arkasındaki değişmez öz, anlam ve ilkedir.”

Bir küçük örnekle aradaki farkı görmek daha kolay olabilir.

Yalan söylemek

; yanlış, ayıp, kötü, özü itibarıyla tamamen olumsuz bir davranıştır. Oysa insan çok sık yalan söyler. Hatta yalanı renklerle süsleyerek ifade eder;

beyaz yalan, pembe yalan

vb…

Siyasette bu çelişik durumun en belirgin şekilde ortaya çıktığı ifade biçimine

siyasi doğruculuk

’ta (political correctness) rastlanıyor… “Söylediğin her şey doğru olsun, ancak her doğruyu söyleme” biçiminde de özetlenebilecek bu yaklaşımla hakikatten sapmaları, ‘işe gelecek’, ‘amaca hizmet edecek’ şekilde devreye sokmak kastediliyor…

Ocak 2026

’da

TÜİK

, enflasyonu yıllık yüzde 30,65, aylık da yüzde 4,84 olarak açıkladığında; gazete başlığı şöyleydi: “Ocak enflasyonu uçtu, ekonomistler değerlendirdi: 63 yıllık ortalamanın üstünde.” Haber........

© Yeni Şafak