menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İyi ki...

95 0
14.05.2026

Pazartesi günü farklı etkinliklerde, hepsi birbirinden etkili üç ‘

liderin

’ bizce hayli derin, anlamlı ve ciddi uyarılarla dolu konuşmasına tanıklık etme fırsatı bulduk…

Birincisi

NUN Eğitim ve Kültür Vakfı

Yönetim Kurulu Başkanı

Dr. Esra Albayrak

hanımın

Uluslararası Dekolonizasyon Forumu

’nu açış konuşmasıydı. İkincisi, Millî İstihbarat Teşkilâtı Başkanımız

Prof. Dr. İbrahim Kalın

beyin

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu

’nu ziyareti sırasındaki konuşması… Üçüncüsü de

İş Bankası

Yönetim Kurulu Başkanı

Adnan Bali

beyin

72. Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı

ödül töreni vesilesiyle tarihi Pera Palas Oteli’nde düzenlenen törende yaptığı konuşma…

Esra Hanım tamamı ders niteliğindeki konuşmasının doruk noktasına çarpıcı bir örnek oturtmuştu. “Sanatın ve felsefenin dönüştürücü gücüne yaslanarak iki bildiğimiz hikâyenin kahramanına daha yakından bakalım” dedi ve devam etti Sn. Albayrak: “Endülüslü İbn Tufeyl’in Hay bin Yakzan’ı ve Avrupalı Daniel Defoe’nun Robinson Crusoe’su. Her iki hikâyede de ada, hayat tasavvurunun şekillendiği ana mekândır. Ama bu iki ada, iki farklı dünyanın kapısını aralar.

İbn Tufeyl’in hikâyesinde Hay, ıssız adaya düştüğünde bebektir. Hay’ın, tefekkür ve gözlemle başlayan anlam arayışını takip ederiz. Adada hiçbir şeyle sahiplik ilişkisi kurmaz; zira edindiği bilgi üstünlük kurmayı değil, birlikte var olma idrâkini kazandırmıştır ona.

Daniel Defoe’nun hikâyesinde ise, ıssız adaya düşen ana karakter, köle ticareti için Afrika’ya giden Crusoe’dur. İlk işi adayı bölmek olur: Çitler çeker, ‘benim kalem’, ‘benim tarlam’ der. Yerli bir adamı kurtarır, ona ismini sorma ihtiyacı duymadan karşılaştıkları günün adını verir isim olarak: Cuma. Crusoe, Cuma’ya kendi dilini, dinini ve kendisine ‘efendi’ demeyi........

© Yeni Şafak