menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP Krizi değil, ‘Özel Krizi’…

4 0
12.02.2026

Bilindiği üzere, Mesut Özarslan partisinden istifa etti ve CHP içinde ‘iftira ve tehditlere’ maruz kaldığını ileri sürdü… Özarslan, Genel Başkan Özgür Özel’in WhatsApp üzerinden küfürlü mesajlar yolladığını iddia etmiş, suç duyurusunda bulunmuştu. Özel iddiaları reddetti. Bu tablo siyasal iletişim açısından bir kriz midir, değil midir? İletişim boyutunda nasıl yönetilmiştir?

Özarslan’ı üç kez Genel Merkez’e davet ettiğini belirten Özgür Özel’in açıklaması şöyleydi:

“Telefonla ulaşamadığım için kendisine mesaj atıyorum. O mesajları ‘Anneme küfretti’ diyerek sızdırıyor. ‘Seni doğuran annen utanır’ dedim. Onun dışında ne söylediysem kişilik tespitine yöneliktir, aileye yönelik bir kastım yok. ‘Kutsal değerlerimize sövdü, aileme sövdü’ diyor. Birini ispatla!”

Özel ayrıca, Özarslan’a yönelik sert eleştirisini şöyle sürdürdü:

“Sen bana geldin ve ‘Bende hata, kusur yok’ dedin. Ben de sana inandım. Şimdi sana iftira atanlara teslim oluyorsun ya da bana yalan söylediğini itiraf ediyorsun.”

Teknolojinin bu kadar geliştiği bir ortamda, HTS (Historical Traffic Search- Tarihsel Trafik Arama) kayıtlarına ulaşılması ve bütün yazışmanın ortalığa dökülmesi ve kimin doğru söylediğinin anlaşılması an meselesi, değil mi?

Bu arada olaya muhalif bazı gazeteciler de dâhil oldular. Örneğin Can Ataklı, küfre hiç karşı değilmiş. Eleştirmekten çok Özel’e akıl vermiş.

“Biz küfrü seven bir milletiz. Özgür Bey 0 haklı, ben daha ağır küfürler ederdim. Haklı ama bunu WhatsApp gibi kayda alınabilecek bir mecrada yapınca, o zaman herkesin ahlakçı kesilmesi normal oluyor. Kimsenin tanık olmadığı yerde ana avrat gitse orada bir sorun yok. Mesele bunun ifşa olmasında.”

İsmail Saymaz’ın yorumu daha gerçekçiydi: “Ben Özgür Özel’i severim; kızmakta haklıydı. Candan tepki göstermesini de CHP’ye bağlılığının yansıması olarak görüyorum. Çok doğru........

© Yeni Şafak