Batı cephesinde aynı tas, aynı hamam..
ABD’nin Körfez’de yaptığı yığınağın İran’la müzakerelerde bir baskı aracı olarak kullanılacağı yönünde görüşler vardı. Oysa yığınağın niteliği İran’a karşı bir saldırının plânlandığının bariz bir işaretiydi. “Çehov’un Tüfeği” başlıklı yazımda “Tiyatronun birinci sahnesinde duvarda bir silah asılıysa o silah o oyunda mutlaka patlar!” sözüne yer vermiştim. O tüfek patladı. “USS Gerald Ford” uçak gemisinin İsrail’e ulaşmasının hemen ardından ABD ve İsrail İran’a saldırdı.
Saldırıdan bir gün önce, ABD ve İran arasındaki müzakerelerde arabulucu rolü oynayan Umman’ın Dış İşleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi “CBS News” kanalındaki bir programda görüşmelerin çok iyi gittiğini ve anlaşmaya ramak kaldığını savunmuştu. Birçok analist “galiba bu kez Trump ve İran anlaşacak gibi görünüyor” yorumları yapmıştı. Diğer bir yandan hiçbir ülke arabulucu olarak Umman’ın düşürüldüğü duruma düşmek istemez.
İran’a saldırıların başlaması müzakerelerin bir hile ve aldatmaca olduğunu gözler önüne serdi. ABD hazırlıklarını tamamladıktan sonra müzakere masasını havaya uçurdu, bir anlaşmanın yapılması halinde bu anlaşmaya imza koyacak olanları bombalamaya başladı. Haziran 2025’de de aynısı olmuştu. Trump en fazla dört haftalık bir saldırı takvimi veriyor ama savaşın kendi dinamikleri buna izin verecek mi? Savaş bölgeye yayılmaya başladı bile.
Venezuela Yönetimi de ABD ile anlaşabileceğini duyurmuştu. Trump’ın Venezuela Özel Elçisi Richard Grenell Venezuela Devlet Başkanı Nicolas........
