menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şiddet kıskacındaki gençliği kurtarmak: Milli eğitim, sosyal devlet ve doğru rol modeller

27 0
07.10.2026

Türkiye, 2026 yılı içerisinde okullarda yaşanan ve toplumun vicdanını derinden yaralayan trajik şiddet olaylarıyla sarsılmaktadır. 

Şanlıurfa Siverek'te bir eski öğrencinin av tüfeğiyle düzenlediği eylemden Kahramanmaraş Onikişubat'ta 12 kişinin yaşamını yitirdiği cumhuriyet tarihinin en ölümcül okul saldırısına; Manisa Turgutlu'dan son olarak İstanbul Başakşehir'deki Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu'nda bir kız öğrencinin gerçekleştirdiği ve 1 evladımızın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan bıçaklı saldırıya kadar yaşananlar, sorunun oldukça derin olduğunu açıkça göstermektedir.

Geleceğimizi emanet ettiğimiz eğitim yuvalarının birer şiddet mahalline dönüşmesi; psikolojik, sosyo-kültürel, teknolojik, güvenlik temelli ve elbette derin ekonomik sorunların bir bileşimidir. 

Bu acı tabloyu ortadan kaldırmak, ancak sorunun kök nedenlerini doğru okumak ve milli/manevi değerleri merkeze alan bütüncül bir vizyon ortaya koymakla mümkündür.

Yalnızlaşma, akran zorbalığı ve sosyo-ekonomik çöküşün şiddete dönüşümü

Gençlerin şiddet eylemlerine yönelmesinin arkasındaki ilk ve en önemli katman, derin bir psikolojik izolasyon ve aidiyetsizlik duygusudur. 

Aile içi iletişim kopuklukları, kontrolsüz ve denetimsiz dijital mecralar ile ABD kaynaklı kitle katliamı faillerini idolleştiren çevrim içi alt kültürler, gençlerin şiddete karşı duyarsızlaşmasına yol açmaktadır. 

Bunun üzerine okul ortamında yaşanan akran zorbalığı, dışlanma, disiplin cezalarıyla sistemin dışına itilme ve intikam güdüsü eklendiğinde; bastırılmış öfke bir patlamaya dönüşmektedir. 

Ateşli veya kesici silahlara erişimin kolaylığı ise bu tehlikeli niyeti anında kitlesel bir trajediye dönüştürmektedir.

Ancak bu psikolojik kırılmaların zeminini hazırlayan en güçlü dip dalga ekonomidir. 

Ekonomik zorluklar doğrudan bir çocuğun eline silah veya bıçak vermez; ancak bireyi suça ve öfkeye açık hale getiren yapısal bir zemin işlevi görür. 

Gelecek kaygısı, yüksek enflasyon ve genç işsizliği riski; gençlerde "Ne kadar çalışırsam çalışayım bir........

© Yeni Mesaj