Kocatepe’nin gölgesinde bir milletin varoluş ve kurtuluş destanı
Ağustos ayı, Türk tarihi açısından sıradan bir takvim yaprağı değil; bağımsızlık aşkının, iman gücünün ve vatan kılma iradesinin tarihe altın harflerle kazındığı zaferler ayıdır.
1071'de Malazgirt Ovası'nda yakılan meşale, 1922'de Kocatepe'den başlayan Büyük Taarruz ile sönmez bir meşaleye dönüşmüştür.
Türk milletinin tarih sahnesindeki varoluş mücadelesini anlamak, bu iki büyük zaferin birbiriyle olan sarsılmaz bağını kavramaktan geçer.
Anadolu'nun açılan kapısı ve Kocatepe'de vurulan ebedi mühür
1071 yılında Sultan Alparslan'ın Malazgirt'te kazandığı zafer, Anadolu'yu Türk milletine yurt kılan kutlu bir başlangıçtır. Ancak tarihi sadece tek bir kesit üzerinden okumak eksik bir yaklaşım olur.
Malazgirt Zaferi ile açılan o kutlu kapı, 1922 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kocatepe'den başlattığı Büyük Taarruz ve ardından gelen 30 Ağustos Zaferi ile ebediyen mühürlenmiştir.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın sosyal medya hesabından paylaştığı kutlama mesajında ifade ettiği gibi; "1071'de Sultan Alparslan'ın Malazgirt'te açtığı kutlu kapı, 1922'de Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kocatepe'den başlattığı Büyük Taarruz ile ebediyen mühürlenmiştir. Biri Anadolu'yu yurt kılan, diğeri ise bu yurdun asla işgal ve esaret kabul etmeyeceğini tüm dünyaya ilan eden iki büyük zaferdir."
1919'lu yıllara gelindiğinde coğrafyamız dört bir yandan kıskaca alınmıştı.
Fransızlar Güneydoğu'da, İtalyanlar Akdeniz'de, Yunanlılar Ege'de, İngiliz ve Fransız güçleri İstanbul'da; Rum ve Ermeni çeteleri ise Doğu ve Karadeniz'de işgal planlarını hayata geçirmek için harekete geçmişti.
Türk milletini Anadolu'dan tamamen kazımayı hedefleyen Şark Projesi'ne karşı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs'ta Samsun'da bağımsızlık meşalesini........
