Kıbrıs’taki sessiz Siyonist işgal ve yaklaşan fırtına
Kıbrıs Adası, tarih boyunca Doğu Akdeniz'e, Anadolu coğrafyasına, Orta Doğu'ya ve Kuzey Afrika'ya hakim olabilmenin anahtarı niteliğinde jeopolitik bir kilit noktası olmuştur.
Günümüzde ise bu son derece stratejik coğrafya, açık askeri güç gösterilerinin ve klasik diplomatik gerilimlerin ötesinde; sessiz, derinden ve adım adım ilerleyen mülk edinme ve arazi kapatma dalgasıyla karşı karşıyadır.
Tarihsel ve stratejik arka planı bakımından son derece dikkatle incelenmesi gereken bu süreç, adayı yalnızca bölgesel bir çekişme alanı yapmaktan çıkarmakta, küresel gerilimlerin tırmandığı en tehlikeli odak noktalarından biri haline getirmektedir.
Gayrimenkul alımları ve kapalı yerleşkeler
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) sınırları içerisinde özellikle son yıllarda gözlemlenen mülk satışları, basit birer turizm yatırımı ya da bireysel gayrimenkul hareketliliği olmanın çok ötesine geçmiştir.
Ağırlıklı olarak İsrail menşeli alıcıların ve çeşitli uluslararası sermaye gruplarının ada geneline yayılan geniş ölçekli arazi, toplu konut ve özel proje alımları dikkat çekici boyutlara ulaşmıştır.
Güney'deki alım dalgası: Limasol'un terk edilmiş köylerinden Trozena'da tek bir İsrailli yatırımcının 94 parsel arazi satın almasıyla alevlenen tartışmalar; Larnaka, Baf ve Limasol hattında binlerle ifade edilen konut, arazi ve gayrimenkul devirleriyle devam etmektedir. Resmi rakamlar, sadece belirli yıllar arasında binlerce gayrimenkulün bu şekilde el değiştirdiğini net bir biçimde ortaya koymaktadır.
Sadece 2021-2024 yılları arasında İsrail vatandaşlarının bu 3 bölgede aldığı gayrimenkul sayısı 3 bin 851'e ulaşmış durumdadır. Ve bu alımlar günümüze kadar da artarak devam etmektedir.
Sosyal demografi ve altyapı: Kıyı şeritlerinde veya kıymetli turizm bölgelerinde (Ormitya,........
