Borç kıskacındaki çiftçi, çalınan gelecek ve tarımda bağımsızlık
Türkiye'nin bugün tarımda yaşadığı buhran, tesadüfi bir başarısızlık değil; uluslararası kuruluşların (IMF, Dünya Bankası ve küresel monopollerin) uzun yıllardır gelişmekte olan ülkelere dayattığı yapısal uyum programlarının ve yanlış tarım politikalarının doğrudan bir sonucudur.
Küresel güçler, kendi ülkelerinde tarım ve hayvancılığı devasa sübvansiyonlarla, emisyon destekleriyle ve korumacı gümrük duvarlarıyla desteklerken; Türkiye gibi stratejik tarım potansiyeline sahip ülkelere "tarımdan devlet desteğini çekin, KİT'leri özelleştirin, küresel pazara entegre olun" telkininde bulunmuşlardır.
Bu dayatmaların sonucunda Türkiye, dün tarımda kendi kendine yeten yedi ülkeden biriyken; bugün buğdayından mercimeğine, ayçiçeğinden etine, hatta samanına kadar dışarıya bağımlı bir ithalatçı konumuna sürüklenmiştir.
Hollanda gibi Türkiye'den 24 kat daha küçük bir coğrafi alanda (yaklaşık 1 milyon hektar) devasa tarımsal ihracat başarıları yakalanabilirken, Türkiye 24 milyon hektarlık verimli arazisinde kendi nüfusunu dahi ucuz ve güvenli gıdayla buluşturmakta zorlanmaktadır.
Küresel tohum üreticileri, Antalya veya İzmir gibi merkezlerde kendi topraklarımızdan elde ettikleri genetik materyalleri işleyerek Türkiye'ye fahiş fiyatlarla geri satmaktadır.
Bu durum, sadece yerli üreticinin değil, tüm ülke ekonomisinin cari açık ve dış borç sarmalına mahkum edilmesine yol açmaktadır.
Milli Ekonomi Modeli'nin stratejik vizyonu: Tarımı yeniden milli egemenlik alanı yapmak
Prof. Dr. Haydar Baş tarafından geliştirilen Milli Ekonomi Modeli (MEM), tarım sektörünü ekonomik büyümenin ve sosyal refahın ana taşıyıcısı olarak konumlandırmaktadır.
Model, tarımın sadece kâr amacıyla yapılan ticari bir faaliyet olmadığını, bir milletin bağımsızlığının ve gıda güvenliğinin temel teminatı olduğunu savunur.
Milli Ekonomi Modeli'ne göre, tarım sektörü en az ithalatla en yüksek katma değeri sağlayan ve devletlere en fazla senyoraj (emisyon) geliri elde etme hakkı veren stratejik bir alandır.
Modelin tarım vizyonu, günübirlik ithalat çözümlerini reddederek köklü bir üretim reformunu öngörür. Buna göre, planlı ve sürekli........
