ABD’nin her türlü tehdidine karşı Tahran’ın kararlılığı sonuç veriyor
ABD ile İsrail'in İran'a yönelik düzenlediği askeri saldırılarla başlayan çatışma süreci, uluslararası dengeleri sarsan yeni bir boyuta evrildi.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, yaptığı açıklamalarda, Washington yönetiminin İran'a yönelik "son oyuna" girdiğini ve nihai hedeflerinin Tahran rejimini yalnız bırakana kadar tüm ekonomik can damarlarını kesmek olduğunu ilan etti.
ABD Başkanı Trump'ın İran'ın askeri kapasitesini, askeri fabrikalarının neredeyse tamamını ve nükleer programını "yok ettiğini" savunan Bessent, bugüne kadar bir düşmana karşı düzenlenen en büyük mali taarruzun başlatıldığını duyurdu.
Ancak Washington'dan yükselen bu sert yaptırım tehditleri, Tahran'ın askeri ve diplomatik kanatlarında geri adım attırmak bir yana, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı hatlarında tansiyonu hiç olmadığı kadar tırmandırdı.
Washington'ın "son oyun" stratejisi ve yaptırım restinin küresel yansımaları
Scott Bessent'in ifadelerine göre Trump yönetimi, İran'ın güvenlik garantisi adı altında varlığını sürdürme çabalarına son vermeyi hedefliyor.
Bessent, Tahran'ın misillemeyi kaçınılmaz, yaptırımları ise müzakere edilebilir bir unsur olarak görme yaklaşımının sona erdiğini, Washington'ın sabrını sınayanların ağır bir bedel ödeyeceğini öne sürdü.
ABD yönetiminin benzeri görülmemiş tedbirleri devreye sokarak İran'ı tamamen izole etmek istemesi, kağıt üzerinde yıkıcı bir baskı mekanizması gibi kurgulanıyor.
Ne var ki, ABD Hazine Bakanı'nın dile getirdiği bu ağır yaptırım tehditleri, hedeflenen İran yönetiminden ziyade ABD'nin kendi müttefiklik ilişkilerini ve küresel enerji tedarik zincirlerini baskı altına alıyor.
Zaten Washington ile açık bir ticaret savaşı yürütmekte olan Çin ve Rusya gibi küresel aktörlerin bu tehditlerden doğrudan........
