menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ATİLA GÖLCÜK - İmam Ali (a.s.)'ın ilmi

6 0
28.02.2026

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

İlim diye adlandırılan soyut kavram ikiye ayrılır. Birincisi Kesbi ilimler, ikincisi Vehbi ilimler. Her iki ilme sahip kişilere de alim denir.

Kesbi İlimler: İnsanların bir üstad, bir öğretmen, bir bilge kişinin tedrisatından geçerek elde etmiş olduğu bilgiye denir. Kesbi olarak o ilmi elde eden kişi, eğer kişisel gayreti olmazsa elde edeceği ilim en fazla üstadının sahip olduğu bilgi kadar olur.

Vehbi İlimler: İkinci olarak addettiğimiz bu bilgi ve ilim ise İmam Cafer Sadık'ın (a.s.) tabiriyle şöyledir: "İlim bir nurdur, Allah dilediği kulunun kalbine ilka eder." Vehbi ilme sahip kimseler olarak Allah'ın seçtiği peygamberler ve imamlar sayılabilir. Zira onların hiçbir üstadı olmadığı halde hemen her konuda görüş beyan etmeleri ve insanlara yol göstermeleri buna delil olabilir. İmam Ali (a.s.) öyle bir ilme sahiptir ki bugün dahi hutbe ve kısa veciz sözlerinden oluşan Gurerü'l-Hikem ve Nehcü'l-Belaga kitaplarında bunu açıkça görmekteyiz.

İlim şehri ve kapısı

İmam Ali (a.s.) tüm ilimlere vakıftı. Onun hakkında Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

"Ena medinetül ilmi ve Aliyyun babuha" (Ben ilmin şehriyim, Ali de onun kapısıdır).

Yani ilim talep eden kişi önce kapıya gelmelidir. Zira Allahu Teala Bakara Suresi 189. ayette; "Evlere kapılarından girin" buyuruyor (Ve'tu-l-buyûte min ebvâbihâ).

İmam Ali (a.s.) ilminin en büyük delillerinden biri de bizzat Allah'ın Kur'an'da onun ilmini, Resulü Muhammed'in (s.a.v.) elçiliğine şahit tutmasıdır. Allahu Teala Rad Suresi 43. ayette şöyle buyuruyor:

"Ve yekûlüllezîne keferû leste mürselâ, kul kefâ billâhi şehîden beynî ve beyneküm ve men indehû ilmul kitâb." Meali: "Kafirler 'Sen gönderilmiş peygamber değilsin' diyorlar. De ki: 'Sizinle benim aramda Allah'ın ve yanında kitap ilmi bulunan kişinin şahitliği yeter.'" Bu ayeti tercüme ederken maalesef "kitabın ilmine sahip bulunanlar" veya "bilgi sahipleri" diye çoğul olarak tercüme edenleri görmekteyiz. Oysa ayet o kadar açıktır ki "ve men indehu ilmul kitab" (tekil) diye hitap ediyor; yani tek bir kişiden bahsediyor. Bu cümleyi çoğul olarak almak, en ufak tabiriyle Ali (a.s.) düşmanlığı değilse de gaflet ve delalettir. İmam Ali (a.s.)'ın ilmi bizzat Allah tarafından kendisine vehbedilmiş bir ilimdir.

Velayet ayeti ve esbab-ı tenzili

Allahu Teala Maide Suresi 55. ayette ise insanlara veli olarak Kendisini, Elçisini ve İmam Ali (a.s.)'ı tanıtmaktadır:

"İnnemâ veliyyükümullâhu ve resûluhu vellezîne âmenüllezîne yukîmûnes-salâte ve yu'tûnez-zekâte ve hüm râkiûn."

Meali: "Sizin veliniz ancak Allah'tır, Resulüdür ve iman edip namazı kılan, rüku halinde zekatı veren müminlerdir." Müslümanlar arasında genel bir ittifakla bu ayetin iniş sebebi (esbab-ı tenzili) şöyle rivayet edilir: Bir gün Allah Resulü'nün (s.a.v.) mescidinde Ali (a.s.) rükuda iken bir dilenci gelir ve yardım ister. İmam Ali (a.s.) o anda rüku halindeyken işaretle parmağındaki yüzüğü dilenciye verir.

Ebu Zer Gıfari bu olayı zikretmiş ve Hz. Muhammed'in (s.a.v.) o sırada şöyle dua ettiğini eklemiştir:

"Rabbim, kardeşim Musa senden kalbine genişlik vermeyi ve ailesinden Harun'u ona vezir etmeyi istedi. Ey Rabbim, ben Muhammed; senin peygamberinim. Benim de kalbime genişlik ver, işimi kolaylaştır. Ailemden Ali'yi bana vezir et ki bana destek olsun, onunla kuvvetleneyim." Peygamberin duası henüz bitmemişti ki Cebrail (a.s.) bu ayeti ulaştırdı.


© Yeni Mesaj