menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Parayı üretime çivilemek: Devlet aklının sınavı

16 0
01.09.2026

İlk yazıda "parayı kim yaratıyor?" diye sormuştuk; ikincisinde "para ekonomiyle birlikte büyümek zorundadır" dedik ve şimdi baş başa kaldığımız sorumuz: Devlet, yarattığı parayı üretime nasıl bağlar? Çünkü mesele parayı basmak değil, onu üretime mahkûm edebilmektir — ve bu, göründüğünden çok daha zordur.

Önümüzde iki tehlike var. Birincisi: para akışkandır. "Üretim için" diye verdiğin para, su gibi en kolay akacağı yeri bulur — dövize, gayrimenkule, ithal tüketime, faize. İkincisi ve daha az konuşulanı: diyelim parayı üreticiye verdin ve kapasitesini büyüttü; peki ürettiğini kim alacak? Klasik iktisat "sen üret, alıcısı çıkar" derdi — buna Say Yasası denir. Oysa bu her zaman doğru değildir; talebi olmayan üretici stokta boğulur. Demek ki tek başına üreticiye kredi vermek de, tek başına halka para dağıtmak da eksik kalır; biri arzı, öbürü talebi tek ayak üstünde bırakır.

Çözüm, iki bıçağı birlikte kullanmaktır. Birinci bıçak arz tarafıdır: Devlet, üreticiye kapasitesini hızla büyütsün diye üretime çivilenmiş, faizsiz ya da çok düşük maliyetli sermaye açar — tohuma, makineye, enerjiye, ara malı fabrikasına. Faiz, üretime binen gizli bir vergidir; kaldırıldığında ürün ucuzlar. İkinci bıçak talep tarafıdır: Tüketme gücünü yitirmiş, fakirleşmiş halkın eline, yalnızca yerli üretime harcanabilecek bir satın alma gücü verilir. Bu yeri gelir vatandaşlık maaşı olur, yeri gelir türlü kapsamda sosyal destek ödemeleri şeklinde olur.

Böylece bir eliyle fabrikayı finanse eden devlet, öbür eliyle o fabrikanın malını alacak müşteriyi de yaratır.

Kapalı çevrim

İki bıçak birleşince kendi kendini besleyen bir çevrim doğar: Devlet parayı yaratır → üreticinin kapasitesini finanse eder → fakirin eline kilitli alım gücü verir → fakir onu yerli mala harcar → üretici kazanır, daha çok üretir, fakiri işe alır → çevrim döner.

Bu çevrim, tek bir fabrikanın malını satamayıp batması riskini de çözer. Birçok sektör aynı anda büyüyünce her biri ötekinin müşterisi olur: ayakkabıcının işçisi ekmek alır, fırının işçisi ayakkabı.........

© Yeni Mesaj