menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Parayı kim üretiyor? Egemenlik sorusu…

4 0
latest

Paranın ne olduğunu anlamak için basit bir düşünce deneyi yapalım. Küçük bir toplulukta yaşadığımızı düşünelim: ben süt üretiyorum, karşımdaki buğday. Takas yapıyoruz. Ama kısa sürede sınıra geliyoruz; çünkü sütüme ihtiyacı olan herkesin, tam da benim istediğim buğdaya sahip olması gerekmiyor. İhtiyacım olan malı bulamadığımda, elimde değer olmasına rağmen alışveriş yapamıyorum.

Tam bu noktada biri çıkıyor ve "Ben size bir şey vereyim, alışverişte bunu kullanın" diyor. Elimize bir kâğıt tutuşturuyor. Artık sütümü verip o kâğıdı alıyor, sonra onunla istediğim malı satın alabiliyorum.

Peki bu adam ne yaptı? Yoktan zenginlik mi yarattı?

Hayır. Zenginlik hâlâ süt ve buğdaydır; gerçek zenginlik toplumun ürettiği mal ve hizmetlerdir. O kâğıdın yaptığı, üretilmiş bir değerin karşılığında bir hak taşımaktır. Adeta "Sen topluma bir mal verdin, karşılığında belirli miktarda mal talep edebilirsin" diyen bir senettir. Para tek başına zenginlik değil, zenginlik üzerinde bir hak iddiasıdır; bir alacak, bir güven senedidir. Bu yüzden klasik ekonomide paraya "borç senedi" denir. Öyleyse asıl soru paranın nasıl icat edildiği değil; bu hakkı kimin yarattığı ve parayı yaratma gücünün kimin elinde olduğudur.

Şimdi hikâyeyi bir adım ileri götürelim. O kâğıdı dağıtan adam ne süt üretiyor ne buğday; ürettiği tek şey kâğıdın kendisi. Ama o da yiyor, giyiniyor. Nasıl? Herkesin kabul etmiş olduğu kâğıdı elinde tuttuğu için.

Diyelim bir gece kendisi için on kâğıt daha bastı. Ertesi sabah pazardan süt, buğday, kumaş aldı; artık daha zengin. Oysa köy o gece bir damla fazladan süt üretmedi. Peki kimin sütünü içti? Herkesin — birazcık herkesin. Kimsenin cebine elini sokmadı, kimse bir şey çalındığını görmedi; ama üretilen değerin bir kısmı sessizce el değiştirdi.

İşte paranın hakkında bilmemiz gereken ilk gerçek budur: Parayı yaratabilen, üretmeden üretileni toplayabilir. Üretim süt ve buğday yaratır; para yaratmaz. Bu ikisini karıştırmak — "nasılsa üretim olunca para da kendiliğinden oluşuyor" sanmak — her şeyi gizleyen perdedir.

Yoktan yaratılan hak: Paranın imtiyazı

Hikâyedeki adam ortada olmayan bir mal yaratmadı ama olmayan bir hak yarattı. Bu hakkı yaratabilme yetkisinin kendisi büyük bir ekonomik güçtür. İktisatta buna senyoraj, yani para yaratma ayrıcalığından doğan kazanç denir.

Modern bankacılığa geçelim. Çoğumuz bankaların önce mevduat toplayıp sonra kredi dağıttığını sanırız. Oysa süreç çoğu zaman tersinedir: önce kredi, sonra mevduat. Banka kredi verdiğinde başka birinin parasını size aktarmaz; hesabınıza yeni bir mevduat yazar ve böylece yoktan kaydi para yaratır.

Dolaşımdaki paranın çok küçük bir kısmı fiziksel banknottur; büyük kısmı bankacılık sisteminin yarattığı kaydi paradır. Yani toplumun damarlarında dolaşan paranın önemli bölümünü özel bankalar üretir.

Şimdi bir başka örnek verelim: Kanun, bodrumunda banknot basan adamı neden hapse atar? Bastığı kâğıt sahte olduğu için mi? Çoğu zaman gerçeğinden ayırt bile edilemez. Onu hapse atmamızın asıl sebebi, hiçbir şey üretmeden herkesin parasının değerini düşürüp aradaki farkı cebine atmasıdır. Kalpazan, görünmez bir elle hepimizin cebinden azar azar çalar. Asıl........

© Yeni Mesaj