menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Maddeyi anlamak-8: Boşlukları doldurma çabası: Yeni cevaplar, yeni sorular

21 0
20.10.2026

Geçen yazıda, Standart Model'in boşluklarını saydık. Yerçekimi kurama girmiyor. Evrenin yüzde doksan beşi karanlık madde ve karanlık enerji. Antimaddenin nereye gittiği bilinmiyor. Kuram kendi sayılarının sebebini açıklayamıyor.

Fizikçiler son elli yılda bu boşlukları kapatmak için birçok yeni model önerdi. Bu yazıda üçünü anlatacağım. Ama baştan söyleyeyim: bu yazıda anlatılanların hiçbiri deneyle doğrulanmış değil. Önceki yedi yazıda bilineni anlattık. Bu yazıda tahmin edileni anlatıyoruz.

Her parçacığa bir eş

İlk model, 1970'lerde ortaya atılan süpersimetri.

Altıncı yazıda parçacıkları iki gruba ayırmıştık: maddeyi oluşturanlar ve kuvvetleri taşıyanlar. Süpersimetri bu iki grup arasında derin bir akrabalık olduğunu öne sürer. Ona göre her parçacığın, henüz bulunmamış daha ağır bir eşi vardır. Elektronun bir eşi, her kuarkın bir eşi, fotonun bir eşi.

Bu fikir fizikçilere çekici geldi, çünkü birkaç boşluğu birden kapatıyordu. Eş parçacıkların en hafifi kararlı olacak ve hiçbir şeyle kolay kolay etkileşmeyecekti; yani karanlık madde için biçilmiş kaftandı. Ayrıca kuvvetlerin çok yüksek enerjilerde tek bir kuvvette birleşmesine de yardım ediyordu.

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı yapılırken birçok fizikçi Higgs'in yanında bu eş parçacıkların da çıkacağından neredeyse emindi. Makine on yılı aşkın süredir çalışıyor. Higgs bulundu; eşlerden hiçbiri bulunamadı. Süpersimetri ölmedi, çünkü eşlerin makinenin ulaşamadığı kadar ağır olabileceği söylenebilir. Ama ona duyulan güven ciddi biçimde sarsıldı.

Aynı dönemde dünyanın dört bir yanında, maden ocaklarının yüzlerce metre altına karanlık madde parçacığını yakalamak için hassas dedektörler kuruldu. Otuz yılı aşkın aramada tek bir sinyal alınamadı. Bu yüzden bazı fizikçiler dünkü soruya diğer cevabı veriyor: belki karanlık madde bir Neptün değil, bir Merkür'dür; belki yeni bir parçacık aramak yerine yerçekimi anlayışımızı değiştirmemiz gerekir. Bu görüş azınlıkta, ama tartışma sürüyor.

Titreşen sicimler

İkinci model, en ünlüsü: sicim teorisi.

Hikâyesi tesadüfle başlar. 1968'de........

© Yeni Mesaj