menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güneşe kim sahip olabilir?

12 0
23.09.2026

Güneşe ambargo koyamazsınız. Boğazını kapatamaz, fiyatını bir kartel masasında belirleyemez, tankerini batıramazsınız. Petrolün bütün jeopolitiği güneşin karşısında anlamını yitirir gibi görünür. Ama bu yarım bir hakikattir. Çünkü; güneş kimsenin malı değildir ama onu elektriğe çeviren panel ise birilerinin malıdır. Son yirmi beş yılda o panelin sahibi tek bir ülke oldu. Ve paneli elinde tutan, güneşin kime, ne fiyata doğacağına da karar veriyor. 

Bu yazı firmaların hikâyesi değil. Kimin neyi satın aldığı, hangi şirketin battığı ayrıntıdır. Asıl hikâye, iki devletin aynı fırsata bakıp nasıl iki farklı karar verdiği ve bu kararların yirmi yıl sonra dünyayı nasıl iki kampa ayırdığıdır: pazarın sahibi olanlar ve pazara müşteri olanlar.

Birinci adım: Almanya parayı tüketiciye verdi

2000 yılında Almanya, güneş enerjisini yaygınlaştırmak için cesur bir karar aldı. Çatısına panel koyan herkese, ürettiği elektrik için yirmi yıl boyunca piyasanın çok üzerinde, garantili bir alım fiyatı ödeyecekti. Niyet doğruydu, sonuç da ilk bakışta bir başarı hikâyesiydi. Talep patladı; 2004-2010 arasında dünyada kurulan her iki güneş panelinden biri Almanya'daydı.

Ama bu teşvikin bir kör noktası vardı. Para tüketiciye veriliyordu, üreticiye değil. Alman vatandaşı devletin desteğiyle panel alıyordu, ama o paneli talep kadar hızlı üretecek bir sanayi planı yoktu. Talep her yıl katlanırken yerli fabrikalar yetişemedi. Ve tüketicinin cebine konan para, en ucuz paneli satana doğru akmaya başladı.

Burada bütün hikâyenin anahtarı yatıyor: Üretimi yetersiz bir ülkede tüketiciyi teşvik ederseniz, aslında başka bir ülkenin sanayisini teşvik etmiş olursunuz. Alman vergi mükellefinin ve elektrik abonesinin ödediği milyarlar, sınırı geçip bir başka ülkenin fabrikalarını büyüttü. Almanya dünyaya güneşi sevdirdi; faturasını kendi halkına ödetti, kârını başkasına bıraktı.

İkinci adım: Çin parayı fabrikaya verdi

O başka ülke Çin'di. Ve işin çarpıcı yanı, Çin'in bu yarışa neredeyse sıfırdan başlamasıydı. 2003'te dünyadaki güneş hücrelerinin yüzde 2'sinden azı Çin'de üretiliyordu. Teknolojide Japonya, pazarda Almanya öndeydi.

Çin'in yaptığı şey basit ama cesurdu: Almanya'nın yarattığı talebi bir fırsat olarak gördü ve teşviki üretime yönlendirdi. Yerel yönetimler fabrikalara piyasa fiyatının çok altında arsa........

© Yeni Mesaj