Enerji ağlarının merkezi: Türkiye-Güneybatı Cephesi — Doğu Akdeniz
Serimize Doğu Akdeniz cephesinden devan ediyoruz. 2020'de Doğu Akdeniz, bölgenin en parlak enerji vaadiydi. İsrail, Mısır ve Kıbrıs açıklarında keşfedilen dev gaz sahaları, Avrupa'yı Rus gazından kurtaracak yeni bir kaynak olarak sunuluyordu; Ocak 2020'de İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs, Türkiye'nin öfkesine rağmen 1.900 km'lik EastMed boru hattı için tören düzenlemişti. Altı yıl sonra o boru hattı fiilen rafta, denizin altındaki gazın çoğu hâlâ suyun altında ve bölge Türkiye açısından bir enerji fırsatından çok bir kuşatma hattına dönüşmüş durumda.
Bu, tüm serinin en yanıltıcı cephesi — ve tam da bu yüzden en öğreticisi. Çünkü buradaki asıl hikâye jeolojinin değil, jeopolitiğin ve ekonominin hikâyesi: dünyanın en çok konuşulan gaz sahalarının neden en az akan sahalar olduğunun hikâyesi. Yine üç katmanda ilerleyeceğiz — ama bu kez katmanlar birbirini çürütecek.
Sahanın haritası: Kim neye sahip?
Bölgede üç oyuncunun gazı var. İsrail: Leviathan, Tamar (Tamar rezervi ~238 milyar m³) ve Karish; 2024 üretimi ~2,1 milyar fit³/gün. Mısır: Eni'nin işlettiği, 2015'te keşfedilen dev Zohr sahası ve daha küçükleri; 2024'te ~4,6 milyar fit³/gün ile bölgenin en büyük üreticisi. Güney Kıbrıs: en büyüğü Afrodit, ardından Calypso, Glaucus ve Cronos bölgeleri. Tabi Filistin diye soracaksınız ama maalesef şu anda Filistin'in adı hiçbir yerde yok.
Kâğıt üzerinde bu, Avrupa için ciddi bir kaynak. Peki neden akmıyor? Üç gerçek cevap veriyor.
Birinci gerçek: EastMed öldü ama gömülmüyor
EastMed boru hattı — İsrail ve Güney Kıbrıs gazını Girit üzerinden Yunanistan'a, oradan İtalya'ya taşıyacak 1.900 km'lik denizaltı hattı — 2026 ortası itibarıyla nihai yatırım kararı olmadan, teknik, mali ve egemenlik sorunları nedeniyle fiilen askıda (MEPEI). Onu öldüren, ironik biçimde, Doğu cephesinde de gördüğümüz aynı güç: küresel LNG bolluğu ve Avrupa'nın düşen gaz talebi, EastMed'in ekonomik gerekçesini eritti.
Ama proje ölmesine rağmen gömülmüyor; her üçlü zirvede yeniden diriliyor. Neden? Çünkü EastMed'in asıl değeri gaz taşımak değil, sinyal vermek — Türkiye'yi dışlayan bir hizalanmayı somutlaştırmak. Bu, bir enerji projesi kılığında bir diplomatik araç. Türkiye'nin gözünden tablo bir kuşatma ve Türkiye-Libya mutabakatı bu kuşatmaya karşı meşru bir savunma olarak ortaya kondu..
EastMed'in yerini alan gerçek sistem ise çok daha mütevazi: İsrail gazı, Ariş-Aşkelon (EMG) hattından Mısır'a akıyor, Mısır'ın LNG tesislerinde sıvılaştırılıp Avrupa'ya yeniden ihraç edilmesi planlanıyor. Kıbrıs da aynı kapıya yöneldi: Mart 2026'da Mısır ile Afrodit ve Cronos sahaları için bir çerçeve anlaşması imzaladı; Cronos'un ilk teslimatı 2028'de, Mısır'a boruyla planlanıyor.
Kulağa tıkır tıkır işleyen bir sistem gibi geliyor. Değil — ve nedeni ikinci gerçekte.
........
