menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kulluk gerçeği ve insan -1-

13 0
02.07.2026

"Vedâ Hutbesi'nin girişinde vurgulanan vasıflı insan unsurunun yetişmesinde Tevhid inancının önemi anlaşılmış olmaktadır. Fakat bu imanın tabiî gereği olarak bir diğer önemli gerçek ise ubûdiyettir.

Ubûdiyet gerçeği, ulûhiyet gerçeği ile bütünleşince, âleme mesaj verecek kâmil insanın en büyük özelliği ortaya çıkmış olmaktadır. Kulluk (ubûdiyet), yaradılış gayesi doğrultusunda Allah'a bağlılığı ifade eder. Mahlukâtın en anlamlı işi ubûdiyettir. Bu kulluk görevi, insan ve cinler dışındaki mahlûkatta cebrî, insanda ve cinlerde ise ihtiyârîdir.

Resûlü Ekrem'in (sav),Vedâ Hutbesi'nin girişinde, "Allah'a hamd ü sena ederiz. O'na döneriz" diye başlaması, ubûdiyet gerçeğinin en öz ve en anlamlı tarzda vurgulanışıdır. Zira hamd, kulluğun özünü; Allah'a dönüş ise gayesini ifade etmektedir.

Kulluğun iki temel esası mevcuttur: Birincisi marifet, yani Allah'ı bilmek; ikincisi de, O'na layık şekilde ibadet etmektir.

Bu husus da Veda Hutbesinde şu cümle ile vurgulanmıştır: "Ey Allah'ın kulları! Allah'tan korkmanızı, O'na itaat etmenizi vasiyet ederim." Allah korkusu takvaya, takva ise ma'rifete (Allah'ı bilmeye) götürür.

•Kulluk, Allah-ü Teâlâ'ya teslimiyet ve itaat olduğuna göre, mahlûkat; her cinsi, her şekli ve her haliyle kuldur. Mühim olan, insanın bu teslimiyetin şuurunda olarak fâni varlıklara değil, ibadet edilmeye layık olana kul olmasıdır İbadete layık olan şüphesiz ki, Allah'tır. Bu sebeple, bütün peygamberler, Allah'a davet etmiş ve kul olmanın örneğini göstermişlerdir. Dikkat........

© Yeni Mesaj