menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yüksek faizin görünmeyen faturası

1 0
latest

Türkiye ekonomisinde son yılların temel hedefi enflasyonu yeniden kontrol altına almak. Bu hedefin gerekliliği konusunda ciddi bir tartışma yok. Yüksek enflasyon; ücretliyi, emekliyi, üreticiyi ve tasarruf sahibini aynı anda yıpratıyor. Dolayısıyla fiyat istikrarı sağlanmadan kalıcı ekonomik istikrardan söz etmek mümkün değil.

Ancak ekonomi politikasında yalnızca uygulanan ilacın etkisine değil, yan etkilerine de bakmak gerekir.

IMF'nin Şubat 2026'da yayımladığı Türkiye Madde IV raporu bu açıdan dikkat çekici. IMF, Türkiye'nin dezenflasyon programında önemli mesafe aldığını kabul ediyor. Rapora göre yıllık enflasyon Eylül 2024'te yüzde 49,4 iken Aralık 2025'te yüzde 30,9'a geriledi. IMF bu gelişmede mali disiplinin, gelir politikalarının ve sıkı para politikasının rolüne dikkat çekiyor.

Bunları görmezden gelmek doğru olmaz.

Fakat aynı raporun başka bir tespiti üzerinde daha fazla durmamız gerekiyor: IMF, izlenen kademeli dezenflasyon politikasının finansal sektör üzerinde yük oluşturduğunu ve verimlilik artışını yavaşlattığını da belirtiyor.

İşte tartışılması gereken nokta tam olarak burasıdır.


Enflasyonu düşürürken üretime ne oluyor?


Faiz yükseldiğinde kredi pahalılaşır. Kredi pahalılaştığında ise yalnızca tüketici kredileri veya kredi kartı harcamaları etkilenmez.

Sanayicinin makine yatırımı pahalılaşır. Esnafın işletme sermayesi pahalılaşır. Çiftçinin finansmanı pahalılaşır. Yeni yatırım yapmak isteyen girişimcinin önündeki maliyet yükselir.

Özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmeler açısından sorun daha belirgin. IMF'nin Türkiye raporundaki veriler, KOBİ'lerin işletmelerin yüzde 99'undan fazlasını oluşturduğunu ve istihdamın yüzde 70'inden fazlasını sağladığını gösteriyor. Buna karşılık KOBİ'lerin verimliliği büyük işletmelerden daha düşük ve finansmana erişimleri daha zor. Üstelik banka kredilerinden KOBİ'lere giden payın azaldığına da dikkat çekiliyor.

Türkiye gibi üretim yapısını büyük ölçüde KOBİ'ler üzerine kurmuş bir ülkede finansmana erişim yalnızca bankacılık meselesi değildir. Aynı zamanda üretim, istihdam ve kalkınma meselesidir.

IMF de uzun vadeli ve uygun maliyetli finansman imkânlarının yetersizliğinin KOBİ'lerin büyümesini ve inovasyon kapasitesini sınırladığını ifade ediyor.

........

© Yeni Mesaj