menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hastaneye kaç dakikada ulaşıyoruz?

21 0
07.10.2026

Bir ülkenin sağlık sistemini değerlendirirken genellikle aynı rakamlara bakıyoruz.

Kaç hastane var?

Kaç yatak var?

Kaç yoğun bakım yatağı var?

Kaç MR ve tomografi cihazı bulunuyor?

Bunların hepsi önemli.

Ancak hastanın günlük hayatını doğrudan ilgilendiren başka bir sayı daha var:

Hastaneye kaç dakikada ulaşabiliyoruz?

Çünkü sağlık hizmetinin bir şehirde bulunmasıyla vatandaşın o hizmete kolaylıkla ulaşabilmesi aynı şey değildir.

Türkiye son yıllarda sağlık hizmetlerini büyük merkezlerde toplama yönünde önemli bir dönüşüm yaşıyor. Bunun en görünür örneği şehir hastaneleri.

Temmuz 2026 itibarıyla Sağlık Bakanlığının açıkladığı verilere göre Türkiye'de 27 şehir hastanesi hizmet veriyor. 13 şehir hastanesinin inşaatı devam ederken 7'si ihale ve proje aşamasında.

Ortaya çok büyük bir sağlık kapasitesi çıkıyor.

Fakat kapasiteyi büyütürken başka bir şeyi de ölçmemiz gerekiyor:

Mesafeyi.

Hastane büyüyor, mesafe de büyüyor mu?

Şehir hastanelerinin avantajlarını görmezden gelemeyiz.

Yüksek teknoloji...

İleri yoğun bakım...

Özellikli ameliyatlar...

Çok sayıda branşın aynı merkezde bulunması...

Laboratuvar ve görüntüleme kapasitesi...

Büyük merkezler özellikle komplike hastaların tedavisinde önemli avantaj sağlayabilir.

Sorun büyük hastanelerin yapılması değildir.

Asıl soru şudur:

Büyük hastaneler yapılırken şehir içerisindeki mevcut sağlık ağı ne oluyor?

Eğer yeni bir büyük hastane mevcut hastanelere ilave kapasite oluşturuyorsa vatandaş kazanır.

Fakat şehir içerisindeki birkaç hastane kapatılıyor veya fonksiyonları azaltılıyor ve bunların toplam kapasitesi şehrin dışındaki tek bir dev komplekste toplanıyorsa konu değişir.

Bu durumda yatak sayısını koruyabilir, hatta artırabilirsiniz.

Ama sağlık hizmetini vatandaştan kilometrelerce uzaklaştırmış olabilirsiniz.


Ankara bize önemli bir şey söylüyor


Ankara bu tartışmayı incelemek için önemli örneklerden biri.

Bilkent Şehir Hastanesinin hizmete girmesiyle birlikte Ankara'daki bazı köklü kamu hastanelerinin hizmetleri yeni merkeze aktarıldı. Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi gibi uzun yıllardır şehir merkezinde hizmet veren kurumlar bu dönüşümün parçası oldu.

Burada mesele nostalji değildir.

Bir hastanenin binasının eski veya yeni olması da değildir.

Sorulması gereken soru şudur:

Sağlık hizmetinin coğrafyası nasıl değişti?

2025 yılında yayımlanan bilimsel bir çalışma Ankara metropoliten alanında tam da bunu araştırdı.

Araştırmacılar 484 mahalleden hastanelere 29 bin 40 farklı rota oluşturarak sürüş mesafelerini ve ulaşım sürelerini değerlendirdi.

Sonuçlar Ankara içerisinde sağlık hizmetine erişimin homojen olmadığını gösterdi.

Keçiören, Çankaya, Yenimahalle, Altındağ ve Mamak'ta hastane erişilebilirliği görece yüksek bulunurken Sincan, Pursaklar ve Etimesgut'ta daha düşük erişilebilirlik saptandı.

Bu bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor:

Aynı şehirde yaşamak, sağlık hizmetine aynı kolaylıkla ulaşmak anlamına gelmiyor.


10 dakika gerçekten önemli mi?


Sağlıklı bir insan için hastaneye 10 veya 15 dakika daha fazla yolculuk yapmak önemsiz görünebilir.

Ama konu sağlık olduğunda........

© Yeni Mesaj