Enflasyonun görünmeyen dinamiği: Kur, maliyet ve üretim
Ekonomi tartışmalarında en çok duyduğumuz kavramlardan biri "enflasyonla mücadele"dir. Ancak bu mücadele çoğu zaman yalnızca sonuçlara odaklanır; yani fiyat artışlarını sınırlamaya çalışır. Oysa iktisadi gerçeklik bize şunu öğretir: Enflasyonla mücadele, fiyatları değil fiyatları doğuran yapısal nedenleri hedef aldığında anlamlıdır. Viyana'da düzenlenen 11. Milli Ekonomi Modeli Kongresinde Prof. Dr. Mustafa Gerşil'in yaptığı sunum tam da bu noktaya işaret eden önemli tespitler içeriyordu.
Gerşil'in analizine göre Türkiye'de enflasyonun en güçlü tetikleyicilerinden biri döviz kurudur. Bu tespit, yalnızca teorik bir yaklaşım değil; Türkiye ekonomisinin üretim yapısıyla doğrudan bağlantılı bir gerçeğin ifadesidir. Türkiye uzun yıllardır ithalata bağımlı bir üretim modeli içerisinde faaliyet göstermektedir. Enerjide yaklaşık yüzde 70, ara mallarında ise yüzde 60 civarında dışa bağımlılık söz konusudur. Böyle bir ekonomik yapıda döviz kurunda yaşanan her dalgalanma, üretim maliyetlerine doğrudan yansımakta ve nihayetinde fiyatlar genel seviyesini yukarı çekmektedir.
Burada ortaya çıkan tablo aslında klasik anlamda talep enflasyonundan çok maliyet enflasyonunu işaret etmektedir. Petrol fiyatlarının yükselmesi, emtia fiyatlarında yaşanan küresel artışlar ya da döviz kurundaki sert hareketler; üretim maliyetlerini doğrudan artırarak enflasyonun ana sürükleyicisi hâline gelmektedir. Dolayısıyla yalnızca para politikası araçlarıyla, özellikle de faiz........
