menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Biz onlara yardım ediyorduk, yardıma muhtaç olduk”

2 0
yesterday

Çiftçinin derdi bitmiyor. Gün doğmadan tarlanın yolunu tutuyor, toprağı sürüyor, ekiyor, biçiyor. Bir yıl boyunca alın teri döküyor. Hasat zamanı geldiğinde ise aklında tek bir soru oluyor: "Bunca emeğin karşılığını alabilecek miyim?"

Mazot, gübre, su, işçilik derken yapılan hesap çoğu zaman tutmuyor. Ürün satılıyor ama borçlar, masraflar ve evin ihtiyaçları geride kalıyor.

Biz de yıllardır çiftçilik yapan Mehmet Amca'nın yanına oturduk. Çiftçiliği, geçim sıkıntısını, değişen hayatı ve geleceğe dair düşüncelerini konuştuk. Mehmet Amca öyle süslü cümleler kurmuyor. Ne yaşıyorsa onu anlatıyor.

- Mehmet Amca, ne iş yapıyorsun?

- Çiftçiyim evlat. Yıllardır bu işi yapıyorum. Toprağın başında büyüdük. Emeğimizi de ekmeğimizi de buradan kazandık.

- Ne ekiyorsun?

- Buğday ekiyorum, nohut ekiyorum. Yıllardır neyi nasıl ekeceğimizi biliriz. Toprağın dilinden anlarız. Ama son yıllarda iş değişti evlat.

- Nasıl değişti?

- Tarlaya girerken başka hesap yapıyorsun, hasat bitince başka hesapla karşılaşıyorsun. Mazot ayrı para, gübre ayrı para, işçilik ayrı para, su ayrı para… Her şeyin fiyatı artıyor.

- Peki, bu yıl hasat nasıl geçti?

- Hasat iyi geçti diyelim. Ürün oldu, biçtik, kaldırdık. Ama ürünün olması yetmiyor ki evlat. Önemli olan o ürünün sana ne bıraktığı.

Bir yıl çalışıyorsun. Ekiyorsun, bekliyorsun, yağmurunu bekliyorsun, sıcağını çekiyorsun. Sonra ürününü satıyorsun. Bir bakıyorsun, elde avuçta yine bir şey yok.

- Yani emeğinin karşılığını alamadığını söylüyorsun?

- Alamıyoruz evlat. Bizim en büyük derdimiz bu.

Eskiden de her şey ucuz değildi. Eskiden de sıkıntı vardı. Ama bir fark vardı.

- Neydi o fark?

Mehmet Amca biraz duruyor, sonra başını sallayarak cevap........

© Yeni Mesaj