Kasabanın sırrı!
Sohbetlerimizde, babamın iş yerinin Aziziye Camisi’nin kıble tarafında, Ahmet Efendi Çarşısı’nda bulunduğundan sık sık söz ederim. Aklımızın ermeye başladığı yıllar buralarda geçti. Çarşının tam merkezinde yetişmiş olmanın, insana bir ömür boyu süren şehir aidiyeti kazandırdığını zamanla daha iyi anladık. Yıllar ilerleyip mekânlar değişse de Konya’ya her dönüşümüzde ilk fırsatta uğramak için can attığımız yerler hep buralar oldu. Elbette buralarda yetişip de son yıllarda Konya’mızda “Konya gülleri” olarak anılan; siz deyin meczup, ben diyeyim gönül ehli erenleri tanımamak, onlarla zaman zaman muhatap olmamak mümkün değildi.
Mesela bizim çarşının özel olarak sahiplenip ilgilendiği bir Hakkı’mız vardı. Esnaf onu hiçbir zaman kendi hâline bırakmazdı. Yedirir, içirir, giydirir; hatta banyo yapmayı pek sevmemesine rağmen gönlünü edip onu ayda bir çarşı hamamına götürür, temizlenmesini sağlarlardı. O da çarşının adeta bir ferdi, esnafın ortak emaneti gibiydi. O yıllarda şehrin tanınan simalarından Efe Hasan, Silleli İsmail, Salma Helil ve Parsanalı Mustafa da hafızamda kalan isimler arasında.
Belki de çocukluğumuzdan gelen bu aşinalık........
