menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir çocuğun korkusu ile bir köpeğin açlığı arasında

20 0
13.05.2026

Şehirler büyüyor.Beton yükseliyor.İnsan modernleştiğini zannediyor.Fakat aynı anda hayatın sesi yavaş yavaş azalıyor.Bir zamanlar toprağın, bozkırın, kırsalın parçası olan canlılar; bugün apartman diplerine, okul önlerine, park kenarlarına sıkışmış durumda. İnsan kendi yaşam alanını genişletirken, başka canlıların nefes alacağı yerleri daralttı. Sonra da ortaya çıkan düzensizliğe şaşırmaya başladı.Bugün sokak hayvanları meselesi yalnızca bir “hayvan sevgisi” tartışması değildir. Bu mesele; şehirleşmenin, plansızlığın, bozulan toplumsal dengenin ve kaybedilen vicdan ölçüsünün sonucudur.Bir tarafta korkuyla çocuğunu okula gönderen aileler var.Diğer tarafta açlıkla, korkuyla ve saldırganlaşmış içgüdülerle yaşayan canlılar…Gerçek şu ki mesele artık duygusal sloganlarla çözülebilecek noktayı geçti. Çünkü toplum güvenliği de bir haktır. İnsanların korkmadan yürüyebildiği sokaklar oluşturmak devletin ve toplumun temel sorumluluklarından biridir.Fakat burada durup şu soruyu da sormamız gerekiyor:Bu hayvanlar neden saldırganlaştı?Neden sürüler hâlinde şehir merkezlerinde dolaşmaya başladı?Neden doğal denge bozuldu?Çünkü insan, tabiatla kurduğu ilişkiyi kaybetti.Toprağı susturdu.Yeşili daralttı.Doğayı yalnızca tüketilecek bir alan olarak gördü.Doğal yaşam alanları yok edilen canlılar, ister istemez insanın yaşam alanına sürüklendi. Sonra insan, kendi kurduğu düzensizliğin sonucuyla yüzleşmek zorunda kaldı.Elbette hiçbir merhamet anlayışı, insan hayatını tehlikeye atan bir kontrolsüzlüğü savunamaz. Bir çocuğun hayatı, toplumun güvenliği, insanların huzuru her şeyden önce korunmalıdır. Saldırganlaşmış, ciddi tehdit oluşturan hayvanların kontrol altına alınması; rehabilitasyon, kısırlaştırma ve uzman denetimiyle sürecin yönetilmesi gerekir.Bazı durumlarda ise toplum güvenliği için, tehlike oluşturan hayvanların kontrollü ve acı çektirmeden etkisiz hâle getirilmesi kaçınılmaz olabilir. Çünkü burada mesele bir nefret meselesi değil; kamu güvenliği meselesidir.İslam’ın yaklaşımı da yalnızca duygusallık üzerine değil; zarar ile maslahat arasındaki denge üzerine kuruludur.Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:“Kim bir canı kurtarırsa bütün insanlığı kurtarmış gibi olur.”Bu ayet, insan hayatının ne kadar kıymetli olduğunu ortaya........

© Yeni Meram