menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şehir ve tiyatro

15 0
19.07.2026

"Tiyatronun Işığı Yanmayan Şehirde, Cehaletin Karanlığı Hüküm Sürer"

Şehirler, Antik Çağdan bu yana insanların barındığı yerleşim yerleri olarak tanımlanır... Ama “bir şehir ne zaman, nasıl şehir olur?” sorusuna da şu yanıtı verir şehir bilimciler; “Bir şehrin şehir olabilmesi için, insanların yaşaması, çalışması, üretim yapması, kültür-sanat ortamının olması, toplumsal ilişkilerin kurulduğu ve ortak yaşamın şekillendiği kamusal mekân niteliği kazanması gerekir.” (1)

Bir şehrin şehir sayılabilmesi için, kültür, sanat, spor ve eğitim mekânlarına ihtiyaç duyulduğu ta Antik Çağ’dan bugüne bir gerçeklik olarak ayan beyan ifade edilir. Bu gerçekliğin de en önemli ve işlevsel mekânı ise, tiyatro mekânları sayılır. O nedenledir ki, insanlığa miras kalan tüm antik şehirlerde 10-15 bin kişili tiyatro mekânları bulunur. O nedenle Antik Çağdan beri şehir ve tiyatro ilişkisinin kopmaz bir bağı var... Ve Antik çağdan     günümüze tüm şehir planlamalarında şehrin olmazsa olmazı tiyatro olur. Çünkü şehirde birbirinden farklı yaşayan insanları, ortak değerler etrafında, ortak bir mekânda, demokrasi ortamında buluşturabilen toplumsal bir sanat olan tiyatrodur. Bu bakımdan tiyatro “ŞEHİRLİLİK” kültürünün gelişmesine katkı sağlar.

Prof. Dr. Özdemir Nutku “Yaşayan Tiyatro” kitabında şöyle yazar; “Tarih boyunca şehirler, sanatın ve kültürel üretimin merkezleri olarak hayat bulur. Toplumsal ve kolektif bir sanat olan tiyatro ise bu üretimin en önemli araçlarından biri olarak şehir yaşamını, hafızasını zenginleştiren, aydınlatan, eleştiren ve dönüştüren bir işlev üstlenir.”

19. yüzyıldan itibaren hız kazanan sanayileşme, şehirlerin gelişmesine neden olur. Şehirlerin gelişmesiyle birlikte yerel yönetimlerin işlev ve sorumlulukları da artar. Bu süreçte belediyelerin görevleri, yalnızca altyapı çalışmaları, temizlik, sağlık gibi hizmetlerin sunumuyla sınırlı kalmaz.

Çağdaş belediyecilik, tüm bu hizmetlerinin yanında kültür ve sanat hizmetlerini de temel belediye hizmetleri olarak şehre ve şehir insanlarına vermeyi asal görevleri sayar.

Özellikle Avrupa'da, tiyatro, opera, kütüphane, galeri ve müze gibi kültür yapılarının belediyeler tarafından planlanması, yapılması ve desteklenmesi, çağdaş belediyeciliğin temel görevleri arasına girer.

Bu çerçevede belediyenin şehre tiyatro binası yapması ise asal görevleri arasında sayılır.

Özellikle Avrupa ülkelerinin savaşların yıkımından sonra şehirlerini onarır ve moral değerlerini ayağa kaldırırken giriştikleri ilk iş, hükümet binaları ya da öbür birimlerden önce, kültür sanat etkinliklerinin sunulduğu binalar ve bu çerçevede tiyatro binalarının onarımı ve yapımı olur. Çünkü ekonomik kalkınmanın ve demokrasinin dinamiklerinin kültür sanat ortamının yaratılmasından geçtiğinin bilincindedirler.

Almanya’nın 2. Dünya Savaşı’nda yenilerek çıkmasından ve şehirlerinin yıkılmasından kısa bir süre sonra Avrupa’nın ekonomik açıdan en güçlü devletlerinden biri........

© Yeni Düzen