Zorlayıcı Cinsel Davranış Bozukluğu (Hiperseksüellik)
Cinselliği konuşurken en sık düştüğümüz tuzaklardan biri, ‘normal’ olanı sayılarla tanımlamaya çalışmaktır. Haftada kaç kez cinsel aktivitelerde bulunmak normaldir? Ne kadar mastürbasyon fazladır? Pornografi ne sıklıkla izlenirse sorun olur? Bir insanın cinselliği ne kadar düşünmesi ‘çok fazla’dır?
Aslında bu soruların herkes için geçerli tek bir cevabı yok. Çünkü cinsel istek kişiden kişiye değişir. Birinin yüksek cinsel isteğe sahip olması, sık cinsel aktivitede bulunması ya da cinselliği hayatında önemli bir yere koyması tek başına bir ‘bozukluk’ anlamına gelmez. Mesele çoğu zaman ‘ne kadar?’ değil, ‘kontrol kimde?’ sorusudur.
Tam da burada Zorlayıcı Cinsel Davranış Bozukluğu, yani uluslararası adıyla Compulsive Sexual Behaviour Disorder (CSBD) karşımıza çıkıyor. Halk arasında hiperseksüellik veya ‘seks bağımlılığı’ gibi ifadelerle de karşılaşabilirsiniz. Ancak ‘seks bağımlılığı’ bilim dünyasında tartışmalı bir kavramdır. Dünya Sağlık Örgütü ise CSBD’yi ICD-11’de dürtü kontrol bozuklukları başlığı altında tanımlar.
En basit haliyle kişi, yoğun ve tekrarlayan cinsel dürtülerini veya davranışlarını kontrol etmekte uzun süre boyunca güçlük yaşar. Cinsel düşünceler ve davranışlar hayatın giderek merkezine yerleşebilir; kişinin ilişkilerini, eğitimini, işini, maddi durumunu, sağlığını veya günlük sorumluluklarını aksatmaya başlayabilir. Kişi azaltmayı veya durdurmayı denese de bunu başaramayabilir. Hatta davranış artık eskisi kadar haz vermediği halde devam edebilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tanısal yaklaşımında bu örüntünün uzun bir dönem boyunca, örneğin altı ay veya daha fazla sürmesi ve yaşamın önemli alanlarında belirgin sıkıntıya ya da işlev kaybına yol açması önemlidir.
Buradaki en önemli ayrımın altını yeniden çizelim: Yüksek cinsel istek, CSBD........
