“Tuncay Erkiner ve Kamuran Celaleddin’i kaybettik…”
Ulus IRKAD
(Değerli arkadaşımız, Araştırmacı-yazar Ulus Irkad, geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz iki Baflı insanımızı, Tuncay Erkiner Hanım ve Kamuran Celaleddin Bey’le hatıralarını kaleme aldı… Yazısını teşekkürlerimizle iktibas ederken, Tuncay Hanım ve Kamuran Bey'in ailelerinin acısını da paylaşıyoruz… S.U.)
TUNCAY TEYZE
1974 sonrası pek görüşemedik. Onun ailesi Omorfo’ya (Güzelyurt) bizse Mağusa’ya yerleştik. Ama o kalplerimizde hep “Tuncay Teyzemiz” olarak kaldı. Uzak mıydı Omorfo? Değildi ama çocuk dertleri, hayatın getirdiği uğraşlar, günlük zorluklar ve sıkıntılar…
Oysa Baf’ta çok sık görüşürdük. Bir aralık aynı mahallelerde bile bulunmuştuk. Rahmetlik Ergin Erkiner abi ve Tuncay teyze 1964 yılında terkedilen mahallelerden Baf’a göçmen olarak gelip yerleşmişlerdi. Aslında birkaç defa göçmenlik çekmişlerdi 1950’li yıllardaki olaylarla da… Rahmetlik Ergin abi, Baflıların deyişiyle Ergin Bankacı, Tuncay Teyzemizin kocası… Tuncay Teyzemiz annemizin arkadaşı… Ergin abi de babamızın arkadaşıydı… Tuncay Teyzemiz Aynikola Köyü’nden (Esentepe)… Baf’a Ramadan Salim Hocalar ailesine gelin gelmişti. Her zaman halim-selim, iyi niyetli, kalbi tertemizdi teyzemizin. Bugünü de sayarsak annemiz Aysel Irkad’ın en az 80 yıllık arkadaşı. Dedemizin köylerde bilhassa Aynikola’da Ebistat (Yol memuru) olmasından dolayı tanışmışlar. Aynikola ise Baf’ın ve Kıbrıs’ın hem tatil beldesi, hem elma yetiştiriciliğinin merkezi, hem de en Avrupai köylerinden... Trodoslara yakın. Halkı da yeniliğe açık, çağdaş ve de Avrupa kültürü almış, olgun, ağırbaşlı ve mülayim insanlar…
Rahmetli Ergin abinin ve Tuncay teyzemizin çocukları Gülbün (Sınıf arkadaşım), Belgin ve Ramadan’ı da unutamam. Anaokul ama bilhassa ilkokulda Tuncay teyzem Gülbün’le muhakkak dersler hakkında bilgiler paylaşmamız için bizleri çağırırdı. Belgin’in büyümüş de küçülmüş hanımefendi davranışlarıyla ailenin küçüğü Ramadan’ın yaramazlıklarını unutamam. Benim küçük kardeşler de az yaramaz değillerdi hani…
Tuncay Teyzemiz Birinci ailesindendi. Onların kızkardeşlerinden… Hatırladığım kadarıyla, Menekşe ve Meral ablalar da vardı. Mehmet Birinci, Küfi Birinci ve Baf’tan anaokuldan arkadaşım Levent’in halaları (Unuttuklarım varsa da beni bağışlasınlar.)
Ergin abi öleli çok olmuştu. Tuncay Teyze bildiğim kadarıyla Gülbün’leydi. Dedim ya hayatın ve 1974 sonrasının bizleri Kıbrıs’ın birçok tarafına savurması gibi… Baflılar ya Omorfo (Güzelyurt), ya Girne, ya da Mağusa’daydı. Son 52 yılda Baf’tan sonra çok az görüşebildik. Hayatın da bizlere getirdiği zorluklar, çocuk dertleri, herkesin kendi sorunlarına düşmesi ve de tabii ki yol farkı…
Dün sosyal medyada son zamanlarda birçok tanıdığı da kaybetmenin üzüntüsüne onun kaybı da eklendi. Aslında annem gibi, teyzemiz de hayatın doğal seyrindeydi. Annem gibi 90’lı yaşların başlarında olması gerek..
Tuncay Teyzem, annemin biricik artkadaşlarından biriydi. Evet, hayat bize ölümü de sunuyor. 1963-64’ler, Baf’tan anılar, çocukların doğum günleri, 1963 öncesi rahmetli Ergin abinin amca oğlu, rahmetli Çetin abinin beni Mutallo’dan bisikletine alarak Gülbün’ün doğum gününe götürüşü…
Hepsi geride birer tatlı anı olarak kaldı… Unutulmayacak ve de Baf’ı da hatırlatacak bizlere.
Tuncay Teyzemiz hep aydınlıklarda kal… Ne Baf’ı, ne oradaki anıları ne de sizi ve seni unutacağız. Hoşçakal…
KAMURAN CELALEDDİN BEY’E SAYGIYLA
Onu herhalde 20 yıla yakın bir zamandır tanıyordum. Her gün sabahleyin Glapsides Plajı’nda buluşurduk. Önceleri tanışmamız sadece selamlaşmaydı ama zaman ilerledikçe birçok ortak noktalarımız olduğunu ortaya çıkardık. Yaklaşık 45 dakikalık yürüyüşlerimiz hayattan başlar, Baf’tan, İstinco’dan, Hirsofu’dan devam ederdi. O yörenin güzelliği de konuşlurdu çünkü ben de onun doğduğu bu yörelerede küçükken kalmıştım. Oralarda ben de küçük yaşımda kısa zaman yaşamama rağmen birçok insanı tanıyordum. Cumali’den söz açardım. Dedemin o yörelerde yol çalışmalarından, Şevki Dayı (Kıralp) ile arkadaşlıklarından, köy kahvehanesinde Özkan Bey, Oğuz Bey ve Nusret Beylerle ve daha birçok aydın köylü gençle dedemin arkadaş oluşundan söz ederdik. Bu insanların çoğu onun da tanıdık veya arkadaşlarıydı.
Kamuran Bey 1940’lı yıllarda, bir gece, Lefkoşa’dan tatil için İstinco’ya giderken, tam Hirsofu yakınlarında bir köy otobüsünden ayrılıp yürüyerek dağ ve patikalardan, yağmur ve yıldırımlar altında yürüyüşünden sözederdi. O gece epeyce telaşlandığını ama o yöredeki dağ yollarını çok iyi bildiğinden dolayı kapkaranlık dağ ve tepelerden nasıl köyünü bulduğunu anlatmıştı bir kez. Okumaktan, eğitim yapmaktan, doktora ve master bitirmekten sözeder, kendisinin de hayatta birçok defalar bu tip kurslara ve eğitimlere katıldığından sözederdi.
Daha çok erken yaşlarda İngiliz Dönemi’nde memurluk hayatına atıldığını, sonra Maliye konularında uzmanlaştığını, Barclays Bank’ın........
