Zindan Mağarası
Isparta’nın Aksu ilçesinde, doğanın binlerce yıldır sabırla ördüğü gizemli bir dünya uzanır: Zindan Mağarası.
Yeryüzündeki hayatın tüm gürültüsünü geride bırakıp birkaç adımda yeraltının sessizliğine geçilen bu mağara, ziyaretçisine yalnızca serin bir ortam değil, aynı zamanda zamanla baş başa kalma imkânı sunar.
Zindan Mağarası’nı gezmek, bir mekanı görmekten çok, doğanın derinliklerine inmek gibidir.
***
Mağaranın girişine doğru ilerlerken, çam ve kekik kokuları eşliğinde yapılan kısa yürüyüşün ardından, karanlık bir boşluk gibi görünen mağara ağzı belirir.
Mağaranın vadiye açılan ağzı ve önünde inşa edilmiş kutsal alana, günümüze iyi durumda ulaşmış tek kemerli bir köprü ile ulaşılır. Bu alan, Tymbriada antik kentinin territoryasında bulunur.
Zindan Mağarası ile ilgili okuduğumuz bazı kaynaklar, yüzeyde izlenebilen kalıntıların, dağınık durumdaki bazı mimari kalıntılar ve yazıtlarla birlikte değerlendirildiğinde, mağara yakınlarında bulunan nehir tanrısı heykeli ve köprü kemer kilit taşındaki kabartmadan yola çıkılarak, kutsal alanın Eurymedon’a adandığının kabul edildiğini yazmaktadır.
Ancak 2002-2005 yılları arasında Isparta Arkeoloji Müzesi tarafından yürütülen kazılarda, kutsal alanın mimarisi, inşa tarihi ve külte ilişkin yeni bulgular elde edilmiştir. Bunlardan en dikkat çekeni, kazılarda ele geçen iki yazıtın işaret ettiği üzere, kutsal alanın sanılanın aksine nehir tanrısı Eurymedon’a değil, Meter Theron Vegeinos’a, diğer bir deyişle ana tanrıça Kybele’ye adanmış olmasıdır.
***
Dışarıda yakıcı yaz sıcağı hüküm sürerken, mağaranın eşiğinde hissedilen serinlik adeta başka bir dünyaya geçiş kapısıdır.
Bu ani sıcaklık değişimi, daha ilk anda Zindan Mağarası’nın doğayla kurduğu güçlü ilişkiyi hissettirir.
***
Mağara girişinde siyah, beyaz ve kırmızı taş tesseradan yapılmış Eurymedon (Köprü Çayı Tanrısı) başı, iki yanında yunus motifi, altta ve üstte kanatlı uçan erkek motifleri olan mozaikler........
