FRİG VADİSİ
Anadolu’nun uçsuz bucaksız bozkırında, o büyülü coğrafyada, tarihin en zarif ama en gizemli halklarından biri fısıldar kulaklarınıza: Frigler.
Bugün modern Eskişehir’in kalbinden başlayıp Afyon ve Kütahya’ya uzanan bu "Frig Vadisi", sadece taştan ibaret değil; bir efsanenin, bir işçiliğin ve doğayla kurulan derin bir bağın öyküsüdür.
***
MÖ 1200’lerde Balkanlar üzerinden Anadolu’ya göç eden bu halk, Hititlerin yıkılışının ardından sahneye çıktı.
Onlar, sadece savaşçı değil; müziğin, tarımın ve maden işçiliğinin ustalarıydılar.
Efsanevi kralları Midas ile tanınan Frigler, dokunduğu her şeyi altına çeviren bir refahın ve aynı zamanda ilahi bir lanetin simgesi haline geldiler.
Başkentleri Ankara yakınlarındaki Gordion olsa da, ruhları ve kutsal merkezleri her zaman Eskişehir’in dağlık yamaçlarındaydı.
***
Yolculuğumuza Eskişehir’in merkezinden, Porsuk Çayı’nın serinliğinden ayrılıp güneye, Han ve Seyitgazi ilçelerine doğru saptığımızda zamanın dokusu değişmeye başlar.
Frigler, Sakarya Nehri’nin bereketiyle beslenmiş, yerleşik hayata geçtiklerinde ise doğayı adeta bir nakış gibi işlemişlerdi.
***
Kıvrım kıvrım yollardan ilerleyip, ilk durağımız Yazılıkaya, Midas Anıtı oluyor...
Eskişehir’in simgesi olan bu devasa kaya fasadı, dünyanın en görkemli açık hava tapınaklarından biridir.
Yaklaşık 17 metre yüksekliğindeki bu anıtın önünde durduğunuzda, Friglerin mimari dehasını iliklerinize kadar hissedersiniz.
Taşa kazınmış geometrik desenler, bugün bile modern tasarımlara ilham verecek kadar simetrik ve estetiktir.
Burası bir mezar değil, bereketin simgesi Ana Tanrıça Kybele’nin bir kapısıydı.
***
Frig mimarisi, doğayla inatlaşan değil, doğaya uyum sağlayan bir yapıdadır.
Onların şehirleri sadece kerpiçten değil, volkanik tüf kayaların oyulmasıyla hayat bulmuştur.
Frigler için dağlar kutsaldı.
Kayaları oyarak yaptıkları basamaklı sunaklar ve kült merkezleri, gökyüzüne en yakın noktada tanrılarıyla buluştukları yerlerdi.
Ölülerini, üzerini devasa toprak yığınlarıyla........
