“Sapma”
Ülkemizin çok yönlü sanatçılarından Yıltan Taşçı’nın 16’ncı fotoğraf sergisi “Sapma” geçen hafta Lefkoşa Sanat Merkezi M. Necati Özkan Sergi Salonu’nda açıldı.
Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı ve Gönyeli-Alayköy Belediyesi Başkanı Hüseyin Amcaoğlu’nun birlikte açılışını gerçekleştirdiği ve Taşçı’nın tanıtımıyla “balerin” figürü üzerinden bedenin estetik olarak tanımlanmış sınırlarından bilinçli bir kopuşu temsil eden sergi, 2 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.
Sergi aslında Lefkoşa’ya uğramadan önce, 6 Haziran’da İstanbul’da açılmış ve sanatseverleri ağırlamıştı.
Osmanbey’deki OvooArt Sanat Galerisi’nde 16 balerin fotoğrafının yer aldığı serginin açılışına Türkiye’den bazı fotoğraf sanatçıları ve sanatseverler katılmıştı.
Serginin tanıtım broşüründe Yıltan Taşçı, “Sapma’ya Dair…” diyerek şöyle yazıyor:
“SAPMA, bedenin estetik olarak tanımlanmış sınırlarından bilinçli bir kopuştur.
Bu sergide balerin figürü, kusursuzluk ideolojisinin taşıyıcısı olmaktan çıkar; hareket, disiplin ve zarafet parçalanarak yeniden okunur. Görüntü, artık temsil etmez – bozar, sarsar, hata üretir.
Buradaki bedenler dans etmez; zorlanır, bükülür, çözülür.
Anatomi bir yapı değil, müdahale edilebilir bir yüzeydir. Form, sabitlenemez bir hâl alır; hareketin sürekliliği yerini kırılmaya, bulanıklığa ve deformasyona bırakır.
SAPMA, izleyiciyi tanıdık olanı tanıyamaz hâle getirir.
Göz, alışık zarafeti ararken, karşısına çıkan şey bir ideal değil, bir gerilimdir. Bu sergi, güzelliği üretmez; güzelliğin nerede ve nasıl çöktüğünü gösterir.
Burada görünen, bedenin kontrolden çıktığı andır.”
Fotoğraf Sanatçısı ve Yazar Çerkes Karadağ da 3 Haziran 2026 tarihinde İstanbul’da kaleme aldığı “Yıltan Taşçı’nın Fotoğrafik ‘Sapma’ları” başlıklı yazısında, “Sapma” ile ilgili şu satırları yazar:
“İlk gençliğimde demokratik hareket ve eylemler söz konusu olduğunda nedense Kıbrıs hep gurur duyulan bir örnek olarak karşımıza çıkardı. Demokratik protesto ve eylemler, özellikle 1 Mayıs İşçi Bayramları Kıbrıs’ta sorunsuz kutlanıyor, gençlik herhangi bir baskı görmeden kendisini özgürce ifade edebiliyordu.
Bize çok yakın fakat yaşam biçimi ve özgürlükler ve kültürel anlayış bakımından hayli uzak olan bu küçük Ada’da hiç tanımadığım hâlde adını sıkça duyduğum........
