Kedicikler ve Kıbrıs meselesi!
Çok sevdiğimiz bir arkadaşım dün bize uğrayacaktı… Uğradı!Elinde üç yavru kedi!“Yol kenarında buldum, ezilebilirlerdi” dedi… Bıraktı!
Üç yavru kedicik… İnsana alışık olmaları lazım…
İlk başta biraz çekindiler ama sonra, köpeklerin küçük boy mamacıklarını koyduk, yediler; sularını da içtiler…
Sevdik, kucakladık… Birbirleri ile oynadılar falan…
İnanılmaz pozitif enerji yayıyorlar ve bana kalsa, “tutalım” derim ama evde iki “Rum” var!
Şimdi, Rumlara “köpek” dediğim yargısına varmayın!
Irkçı Rumlar Türklere; “Şillo Turkko!” der!
Bunları hep duyarak büyüdük ya neyse!
Haaa biz de onlara söyledik tabii ki!Onlar bizi kesti; annemiz geldi onları kesti!İki taraf da birbirine vahşet uyguladı tabii ki!
Ama “geçmişte kim kime ne kadar kötülük yaptı”yı kenara bıraksak ve kediciklere baksak olmaz mı?
Meseleyi Kıbrıs konusuna da bağlamak ve belki bu üç küçük masgaracığa yuva buluruz maksadıylaYazmaya çalışıyorum…
Köpeklerin “Rum” olduğunu sevgili Mehmet Yaşın bir şiirinde çok iyi anlatmıştı…
Annesi (Ayeş Hocanım) kendisine bir gün demiş ki, “… köpekler Rum, kediler Türk’tür ve köpekler hep kedilere saldırıyor…”
Mehmet Yaşın’ın “Bizim Kedinin Masalı” adlı şiiri şöyle:
Düşünürdüm küçücük bir çocukken / Rum komşumuzun kedisi de / Rum mu diye.Bir gün anneme sordum / meğer kediler Türk / köpekler Rum'muş / kediciklere köpekler saldırıyormuş.Günler sonra bir gün / ne göreyim, / bizim kedi / doğurduğu yavruyu yedi.
Üç kediyi sokağa bırakacak değiliz; ölüme terk edemeyiz de birileri bulunur ve evlat edinirse, mutlu olacağız!
Çünkü evde boyları küçük de olsa, kedilere saldırmaya alışık iki köpek var!
Birkaç kez özellikle erkek köpeğimiz........
