menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Paralel Monologlardan Diyaloğa Geçmek Elzemdir!

10 5
08.02.2026

Öncelikle şunu söyleyeyim. Kıbrıslı Türklerin “Kıbrıs Sorunu” dünya ile buluşmaktır. Kıbrıslı Rumlarınki başkadır...

(Ortak bir Kıbrıs Sorunu vardır elbette, o da adada kalıcı barışa ulaşmaktır)

Kıbrıslı Türklerin onca zaman içinde çözülemeyen bu sorunu, mekan içinde büyük kayıplar yaşamasına yol açıyor.

Kıbrıslı Türklerin zaman ile ilişkileri ters orantılıdır ve zaman azılı bir düşman gibi varlıklarına saldırmaktadır.

Bu yüzden, paralel monologlar yapmaktan bir an önce kurtulmak ve diyalog kapısını açmak gerekiyor.

Kıbrıs’ta diyalog kapısı esas itibarıyla 2017 yılında kapandı. Berlin buluşmasında (2019) bir hareketlenme ve bazı ilerlemeler oduysa da, gerçek şudur ki, Mustafa Akıncı’nın tarihi çağrısına kulak tıkayan Nikos Anastasiadis, Guterres Çerçevesini stratejik bir anlaşma olarak imzalamayı reddettiğinden beri (2018) taraflar arasında esaslı bir diyalog kurulmadı.

Crans Montana’ya giden uzun müzakere sürecinde ve Crans Montana konferansında elde edilen yakınlaşmalarla Guterres Çerçevesi unutturulmak istendi.

Önce Anastasiadis Guterres Çerçevesinden kurtulmak için manevra yaptı ve Türkiye’ye “iki devletli” çözüm konuşmaya hazır olduğu mesajını verdi. Ardından da Türk tarafı Guterres Çerçevesine sırtını döndü.

Oysa Crans Montana’da varılan noktaya bir günde gelinmemişti. Talat-Hristofyas, Eroğlu-Anastasiadis ve Akıncı-Anastasiadis arasında sürdürülen çetin müzakereler sonucunda elde edilen yakınlaşmalardan oluşan bir müktesebat söz konusuydu. Guterres Çerçevesi de bu müktesebat temelinde hazırlanmıştı ve altı başlığa sığdırılan konuların nasıl çözüleceğine işaret ediyordu.

Yukarıda da belirtiğim gibi, Çerçeveyi önce Kıbrıs Rum tarafı inkar ve reddetti. Ardından da Türkiye ve Ersin Tatar...

Kıbrıs Rum tarafı siyasi eşitlik ve dönüşümlü başkanlık konusunda geri adım atarken, Türk tarafı eski bir tez olan ve önce Denktaş tarafından gündeme getirilen iki-devletli çözümden söz etmeye başladı.

Böylece, diyalog kapısı kapandı ve paralel monologlar başladı!

Yeni Liderden Beklentiler

Ersin Tatar döneminde Kıbrıs Türk toplumu çok zaman kaybetti. Bu yüzden, yeni seçilen Kıbrıslı Türk liderden beklenen, kaybedilen zamanı telafi etmek ve diyalog/müzakere kapısını açmaktır. Tufan Erhürman haklı olarak sonuç alıcı bir müzakere süreci başlatmak istiyor. Fakat, ortaya koyduğu “metodolojide” yer alan bazı ilkeler Kıbrıs Sorununun çözümüne yönelik özlü görüşmelerin başlamasını zorlaştırıyor ve bu durum Nikos Hristodoulidis’e yarıyor.

İç politikada eli zayıflayan ve “Video-Gate” skandalı ile zor duruma düşen Nikos Hristodoulidis ortaya çözüm iradesi koymadan ve iradesi sınanmadan, “BM Kararlarında öngörüldüğü gibi federal devlet zemininde çözüm istiyorum” diyor.

Hatta, geçtiğimiz günlerde ilk defa Guterres Çerçevesi temelinde müzakereye hazır olduğunu bile söyleyebildi. 5 Şubat 2026 tarihinde yaptığı Halka Sesleniş konuşmasında Guterres Çerçevesi zemininde müzakere etmekten bahsetti.

Kısacası, kendisini rahat hissediyor!

Oysa, herkes biliyor ki, Hristodoulidis içeride zor durumdadır. Kendisini........

© Yeni Düzen