“Hafıza savaşı” ve geçmişin çarmıhına çakılmak!
Bir “Hafıza Savaşının” içindeyiz. Savaşçı neferler her gün her saat işbaşındadır. Karşılıklı olarak mevzilendikleri sosyal medyadan, basından, siyasi örgütlerden birbirlerine “kendi hakikat algılarını” sıkıyorlar.
Yorulmak bilmeyen bu savaşçı neferler fizik olarak aynı adada bulunuyorlar ama ruh ve akıl olarak farklı dünyalarda yaşıyorlar. Kendi değerlerini, algılarını, ideolojilerini, kimliklerini güdümleyen milliyetçilikten hareketle, kendi mitolojilerini yaratıp kendi travmalarını kutsuyorlar. Kendi kahramanlarını yüceltiyorlar, kendi mağduriyetlerini abartarak vurguluyorlar.
“Biz” ve Onlar” arasında devam eden bu toptancı savaşta Ötekinin mağduriyeti görülmediği gibi, Öteki bir nefret nesnesine dönüştürülüyor.
Tam da bu yüzden argümanları ahlak açısından meşru değildir. Çünkü, Ötekini görmemek, ahlak ve etik normlarının dışında hareket etmek demektir.
Hafıza Savaşı Geleceğin Önünü Kesiyor!
Geçmişin tek yanlı anlatısına dayalı “Hafıza Savaşı” gelecekte olması gerekenin yapılmasını da engelliyor. Çünkü, var olan durumu nasıl algıladığımız, gelecek tahayyülümüze yansıyor. “Korkunç” bir geçmiş algısına sahipsek, geleceği de “korkulu bir rüya”........
