Zaman sancısı
Byung-Chul Han’ın Zaman Kokusu kitabında kullandığı bir terim var: diskroni. Zaman algısının bozulması, normal akışının, sıradanlığının, bütünlüğünün yitirilmesini tanımlıyor Yunancadan Han’ın türettiğini düşündüğüm bu kelime. Kitabı okuduğumda o sıralar zaman üzerine çok kafa yoran biri olarak çok aydınlatıcı gelmişti bana. Zamanı içinde kaybolduğumuz bir labirent gibi düşünüyordum daha çok da. Üzerinde ilerlediğimiz uzun ince yoldan çok yolumuzu kaybettiğimiz bir labirent gibi. Devamsızlık ve geçicilik aslında Han’ın söylediği diskroniyi yaratan, çoğul göstergeler içinde kaybolmuşluğumuz. Zamanın hızlandığından söz ediyoruz ya Han bunun hızlanmadan çok atomlaşma olduğunu, hız duygusunun bu atomlaşmadan kaynaklandığını söylüyor. Bir zamansal dağılma söz konusu olan.
Kırılgan bedenlerimiz için sağlık arayışı en önemli kaygımız. Hiperaktif bir gündelik hayat içindeyiz ve durmayı bilmiyoruz, eylemlilik mutlaklaştırılmış durumda. Kaçınılmaz duruş olan ölüme karşı bir çırpınma hali belki biraz da bu.
Yalınlaşmak isteğiyle doluyorum kimi zaman ama gözümün önünden akıp giden, kendimi alamadığım kısa videolar izin vermiyor buna. Bir kez kendimi kaptırdım mı dünyanın dört bucağındayım. Zihnimdeki gürültü başa çıkılmaz hale geliyor daha sonra. Bundan kaçmak benim elimde elbette. Elektronik bir detoks içine girdiğindeyse zamanın dışına atmış oluyorsun kendini. Zaten boomer sayılırsın daha da........
