ABD-İran ateşkesi ne anlama geliyor?
Diplomatik söylemin fazlasıyla gelgitli, sahadaki gelişmeler bağlamında ise tarafların uçurumun kıyısına yaklaştığı oldukça gergin bir sürecin ardından ABD ve İran, 8 Nisan günü iki haftalık bir ateşkes üzerinde uzlaştı. Pakistan arabuluculuğunda 11 Nisan’da İslamabad’da başlayan müzakerelerin ilk turu somut bir sonuç üretmezken, Washington’un süreçten geri çekilme sinyali vermesi, ateşkesin kalıcı bir çözüme evrilme ihtimalini şimdilik zayıflatıyor.
Nitekim her iki taraf da anlaşmanın şartlarına dair birbirinden tamamen farklı anlatılar kullanırken, bu durum ateşkesin ne kadar hızlı çözülebileceğini açıkça ortaya koyuyor.
ABD kanadı İran'ın sadece Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçişi garanti etmesi değil, nükleer hedeflerinden tamamen vazgeçmesi yönünde ısrarcı. Trump bu yöndeki taleplerini açıklarken aynı zamanda ABD güçlerinin “yükleme yapıp dinlendiğini ve aslında bir sonraki fetihlerini sabırsızlıkla beklediğini” söyleyerek Tahran'a yönelik tehditlerine devam ediyor. [1]
Öte yandan, İran’ın tüm dünyanın tepkisini çeken açıklaması da silahların şimdilik sustuğunu ama krizin aşılmadığını gösteriyor. Tahran, anlaşma kapsamında Umman ile birlikte Hürmüz Boğazı geçişlerinden ücret alacağını ve seyrüseferin ancak “İran Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon ve teknik sınırlamalar gözetilerek” mümkün olacağını duyurarak kartların büyük bir kısmını elinde tuttuğu mesajını vermek istiyor.
Buna ek olarak, 10 Nisan Cuma günü İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf'ın taraflar arasında mutabık kalındığı halde Lübnan’da ateşkes ve müzakereler başlamadan önce İran’ın bloke edilen varlıklarının serbest bırakılması konularında ABD tarafının hala adım atmamasına işaret ederek sürecin başlamadan raydan çıkabileceğine yönelik uyarısı, Tahran'ın bu pozisyonunu koruma ihtimaline işaret ediyor. [2]
Bu bağlamda Galibaf'ın da işaret ettiği şekilde müzakerelerin tıkanmasına, hatta çatışmaların yeniden başlamasına neden olabilecek 3 kritik başlık bulunuyor.
Bunların ilki Hürmüz Boğazı. Ateşkes anlaşmasına rağmen Hürmüz Boğazı’nda normal deniz trafiği henüz yeniden başlamış değil. İran, ablukayı kaldırma konusunda sert ve tek taraflı bir pozisyonunu koruyor.
Bununla birlikte, İran merkezli ISNA ajansının 9 Nisan günü savaş sırasında Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı’na deniz mayınları döşediğini gösteren bir grafik yayımlaması da durumu daha karmaşık bir hale getirmiş durumda. [3] Bu sebeple İran'ın boğazı kullanacak gemileri kendi sahillerine daha yakın ve Larak Adası civarından geçen daha kuzeyde........
