Siyasette söylem, hegemonya ve gelecek tahayyülü üzerine
Kıbrıslı Türk siyasetinin bugün yaşadığı sorunlardan biri, politikaların yetersizliğinden önce, siyasetin kendisini anlatma biçiminin daralmasıdır. Aynı kavramları, aynı karşıtlıkları, aynı siyasal cümleleri tekrar ederek farklı bir toplumsal sonuç beklemek giderek daha zor hale geliyor.
Belki de sorun, ne söylediğimizden önce, söylediklerimizi hangi siyasal anlam dünyası içerisinde kurduğumuzdur.
Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe'nun siyaset teorisi burada önemli bir düşünme imkanı sunuyor. Onların yaklaşımında siyaset, yalnızca farklı çıkarların temsil edilmesi değildir. Aynı zamanda toplumsal taleplerin birbirine eklemlenmesi, ortak anlamlar etrafında bir siyasal “biz”in kurulması ve toplumun nasıl bölüneceğine ilişkin hegemonya mücadelesidir.
Başka bir ifadeyle, siyasal mücadele yalnızca iktidarı kazanma mücadelesi değildir; gerçekliğin nasıl adlandırılacağına ilişkin mücadeledir.
Kıbrıs Türk siyasetinin uzun yıllardır sıkıştığı “federasyon mu, iki devlet mi?” tartışması tam da bu açıdan yeniden ele alınabilir. Çünkü bu ikilik, görünürde iki farklı çözüm modeli arasındaki bir tercihi anlatırken, gerçekte çok daha geniş bir anlam mücadelesini içeriyor. “Federasyon”, bir anayasal model olarak anlatıldığında belirli bir kesimin çözüm tercihi olarak kalıyor. “İki devlet” ise “egemenlik” ve “güvenlik” gibi kavramlarla birleştiğinde kendisini daha farklı bir siyasal anlam zincirinin parçası haline getirebiliyor.
Buradaki mesele federasyonun savunulup savunulmaması değildir. Mesele, federasyonun hangi toplumsal taleplerle eklemlendirildiğidir.
Laclau'nun kavramsallaştırmasıyla söylemsel mücadelede bazı gösterenler, birbirinden farklı talepleri ortak bir anlam etrafında birleştirme kapasitesi kazanabilir. “Demokrasi”, “özgürlük”, “egemenlik”, “güvenlik”, “adalet” ve “değişim” gibi kavramların siyasal gücü, yalnızca sözlük anlamlarından değil, hangi taleplerle ilişkilendirildiklerinden doğar.
O halde “federasyon”u yalnızca bir müzakere modeli olmaktan çıkarıp bir gelecek projesinin göstereni haline getirmek gerekir.
Bu gelecek projesinin içerisinde barış vardır. Güvenlik vardır. Siyasi eşitlik vardır. Hareket özgürlüğü vardır. Uluslararası alana katılım vardır. Ekonomik fırsatlar vardır. Gençlerin geleceği vardır. Mülkiyet sorunlarının çözümü ve normalleşme vardır.
Böyle kurulduğunda federasyon, tek başına bir talep olmaktan çıkar; farklı toplumsal talepleri birbirine bağlayan bir eşdeğerlik........
