Sahi biz nereye koşuyoruz?
Dünya baş döndürücü bir hızla dönüyor. O kadar hızlı ki, artık manzarayı seyretmiyor, sadece önümüzden akıp giden görüntülerin rüzgarıyla savruluyoruz. Eskiden aylar, yıllar süren değişimler artık saniyeler içinde telefon ekranımıza düşüyor ve biz daha ne olduğunu anlamadan bir sonraki "flaş habere" geçiyoruz!
Sahi, en son ne zaman gerçekten şaşırdınız?
Eskiden olsa dünyayı yerinden oynatacak olaylar, bugün öğle yemeğinde şöyle bir göz attığımız, üzerine iki saniyelik bir "vah vah" sığdırdığımız sıradan akışlara dönüştü. İnsanlığın rotası, dev dalgaların arasındaki bir sal gibi; nereye gittiğimizi, bizi hangi kıyıya –ya da hangi uçuruma– sürüklediklerini kestiremiyoruz. Ama asıl korkutucu olan bu sürükleniş değil. Asıl tehlike, bizim bu duruma "ayak uydurmamız!"
Bizi alıştırdılar!
Acıya, kana, gözyaşına, adaletsizliğe ve hatta kendi değerlerimizin eriyip gitmesine alıştırdılar. "Anı yaşa" diyorlar.........
