Dijital Ahilik: Ekranın Ardındaki Vicdan
Geçenlerde bir dükkânın kapısındaki o eski ahşap tabelaya takıldı gözüm. Yılların yorgunluğunu taşıyan ama dimdik duran bir yazı: "Müşteri velinimetimizdir." Sonra cebimdeki telefonu çıkardım, ekrana baktım. Bildirimlerin aktığı, saniyede binlerce satışın yapıldığı, milyonlarca mesajın havada uçuştuğu koca bir "dijital meydan". Dükkânlar web sitelerine taşındı, tezgâhlar algoritmalara devredildi, pazar yerleri ekranların içine sığıştı. Peki ya o tabelanın arkasındaki ruh? O nereye gitti?
Bu soruyu sormama vesile olan, İstanbul İktisat Fakültesi'nde son sınıf öğrencisi olan kardeşim Yusuf Çelik oldu. Yusuf, İslam'da ticaret ahlakı üzerine bir kitap hazırlıyor. Onun taslaklarını incelerken, eski esnaf geleneğindeki "pabuç dama atmak" metaforunun günümüz dijital dünyasına nasıl yansıdığını düşündüm. "Dijital Ahilik" kavramı, bu köşe yazısını kaleme almam için en isabetli başlık oldu; hem fikirleri somutlaştırmak hem de kitabındaki notları zenginleştirmek adına bu satırları yazdım.
Emeğin, üreticinin görünmez ve yabancılaşmanın egemen olduğu bir çağda yaşıyoruz. Bir tıkla alıp, bir tıkla satıyor; bir tıkla yorum yapıp, bir tıkla insan harcayabiliyoruz. Yüz yüze bakmanın getirdiği o doğal utangaçlık, o edep, ekranın soğuk camına çarptıkça eriyor.
İşte tam bu karmaşanın ortasında, içimizde bir yerlerde sessiz ama derin bir özlem büyüyor. Adına ister nostalji deyin, ister köklere dönme arzusu… Biz aslında sanal âlemde bir yol göstericiye,........
