Ekranların Sessiz Saldırısı ve Ailenin Müdafaası
Savaşın şekli değişti. Artık yalnızca sınır boylarında, cephe hatlarında verilen bir mücadeleden söz etmiyoruz. Bugün savaş; zihinlerde, algılarda ve en mahrem alanımız olan evlerimizin içinde sürüyor. Üstelik bu yeni savaşın en etkili silahı ne tank ne tüfek… Bu savaşın mühimmatı ekranlardan akıyor.
Bir zamanlar aileyi bir arada tutan, aynı sofrada buluşturan televizyon; bugün aynı ailenin fertlerini farklı odalara ayıran, her birini ayrı bir dünyanın içine çeken bir aygıta dönüştü. Asıl tehlike de tam burada başlıyor. Çünkü bu yeni dünyanın dili, bu milletin değerleriyle aynı dili konuşmuyor.
Dizilerde sadakat bir zafiyet, ihanet ise “insanî bir tercih” gibi sunuluyor. Mahremiyet, reyting uğruna pazarlanan bir metaya dönüşüyor. Şiddet, güç gösterisinin bir parçası olarak estetize ediliyor. Kolay kazanç, hızlı hayat ve sınırsız haz; genç dimağlara bir başarı hikâyesi gibi enjekte ediliyor.
Bu tabloyu basit bir “yayın politikası” meselesi olarak görmek, meselenin vahametini kavrayamamaktır. Burada daha derin, daha sistematik bir yönelim söz konusudur. Kültür üzerinden yürüyen, değerleri aşındırmayı hedefleyen bir kuşatma ile karşı karşıyayız.
Dikkat edilirse ekranlarda kurulan dil; aileyi problemli bir........
