Trump, İbrahim Anlaşmalarını neden şimdi andı?
ABD-İran öneri takaslarından, örtülü-açık müzakerelerinden yakın zamanda bir anlaşma çıkacakmış gibi durmuyor. İşaretler, taraflar arasındaki görüş farklılığının korunduğunu gösteriyor. Ancak, bu süreçten müzakerelerin sürmesi için ek süre gibi ne olduğu belirsiz ama iki tarafın birbirine “anlaşmak istiyoruz” tarzı mesajlar vermesini sağlayan kararlar da bekleyebiliriz. İki taraf da anlaşmak istiyor zira fakat anlaşma istemelerinin sebepleri farklı ve hem Washington hem de Tahran masadaki konuların kolay çözülebilir konular olmadıklarının farkında.
Washington, bu savaşı o kadar yanlış okudu ki kendisini Hürmüz’de bir çıkmaza soktu. Bu çıkmazdan çıkacak bir anlaşma peşinde ABD yönetimi. Böyle bir anlaşmaya çok ihtiyaç duymakla birlikte kabul edebileceği ve edemeyeceği şeyler de var Washington’un. Unutulmamalı, bu savaşın öncesinde 12 Gün savaşına girerken ABD daha önce vermediği bir kararı verdiğini İran’a ve tüm bölgeye söylüyordu. O günlerde konu nükleer mevzu ile ilgiliydi. Elbette Washington aynı zamanda her türlü ileride savunma kapasitesi kısıtlanmış İran sonrasında bölgede işleyen ama ABD’nin yararına da işleyen bir güçler dengesi bırakmak istiyordu.
ABD’NİN BÖLGE DÜZENİ: İBRAHİM ANLAŞMALARI
Bu güçler dengesinin İsrail’in güvenliğini sağlayabileceği bir güçler dengesi olması da önemliydi. 28 Şubat Savaşından önce bu güçler dengesinin birkaç odağı vardı. İsrail, elbette ABD için vazgeçilmez unsurlardan biriydi. Ayrıca ABD yönetiminin İsrail’in ordu sahibi olup savaşa girebilme yetisini övdüğünü 2026 Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nden biliyoruz. Washington için “kendi savunmanı, özellikle ileride unsurlarla kendi başına sağlaman” son derece değerli bir artıdır. İsrail’in desteklenmesinin başka faktörleri de var elbette. Fakat Trump Yönetimi İsrail’in kapasitesinin tüm bölgede bir düzen inşasına çok olanak vermediğinin de farkındaydı. Gazze Anlaşması sonrası Knesset’te konuşmaya giderken Netanyahu’ya tüm dünya ile savaşamayacağını söylediğini anlatıyordu Trump. O zaman İsrail bugünkü savaşı tetiklemeyi çok arzu ettiğinden Trump yönetimi Körfez’de özellikle Katar ve Suudi Arabistan’ı yatıştırmaya da çalışıyordu. Aynı zamanda Suriye’de İsrail ve Türkiye arasında bir çatışmasızlık hattı oluşturmayı önemsiyor da görünüyordu. Yani Şubat savaşı öncesi ABD, tercihini İsrail için güvenlik riski oluşturmayan ama İsrail için rakiplerin var olduğu bir güçler dengesi modelinden yana kullanmak istiyor gibi görünüyordu. Trump, İbrahim Anlaşmalarının başka ülkelerin katılımı ile Hazar-Orta Asya’dan Afrika Boynuzuna genişlemesini, hatta İran’ın da dahil olma olasılığını ilk kez o zaman dillendirmişti.
Aslına bakarsanız aynı çerçeveden bahsedilse dahi ABD ve İsrail’in kafasındaki İbrahim Anlaşmalarının temel zihniyetinde ufak bir farklılık da göze çarpıyordu. İsrail Somaliland gibi oluşumlar üzerinden ayrılıkçı, bölücü bir eksenleşme hattını mücadelesinin merkezi yaparken (-ki Körfez’i düşünürsek Bahreyn ve BAE hattının İbrahim Anlaşmasının parçası olması bizi şaşırtmaz zira Körfez’in birliğini bölücü bir adımdır atılan aynı zamanda) temel amacı........
