menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD-Ukrayna krizi: Ne oluyor?

59 0
19.10.2026

Etrafı saran binbir bela arasından ne yazsam diye oturdum bu pazar sabahı bilgisayarın başına, itiraf etmem gerekirse. Bir yandan süregiden çatışma ve mücadeleler, her şeyin bu kadar uzaması, karmaşıklaşması, içinden çıkılmaz bir hal alması da normal. İndirgemeci olmak istemiyorum- hele ki büyükler küçükler ile savaşırken- ama büyük güç mücadelesinin bitmemiş olduğu bir dünyada huzura ermek de zor. Böyle bir dünyada bölgesel güçlerin rekabeti de çerçevelenemiyor, belli sınırlara oturmuyor ve maalesef aktörler kendilerini çevrelenme ve çevrelemeyi yarma kapanına kısılmış buluyor. Çevrelemeyi yarmak için sonu gelmez bir çırpınma hali- o aktöre karşı, bu aktöre karşı, bazen hepsine, bazen hiç beklemediğinize karşı. Yapacak bir şey yok, Allahtan mücadele azmimiz ve kudretimiz var. Ve tabi beterin beteri var; bakınız Ukrayna. Kiev’in başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmez, hep bir aldatılma hep bir ihanete uğrama öyküsü diyeceğim; ama bir yandan da çarşambanın gelişi perşembeden belliydi sanki.

UKRAYNA SAVAŞINDA TEHLİKELİ TABLO

Önce özet geçelim: Ukrayna savaşı, çok tehlikeli bir hal aldı. Bu cümle savaşın şiddetini anlatmaya aslında yetmiyor çünkü hala görünürde sınırlı (Rusya ve Ukrayna arasında) bir savaş ile karşı karşıyayız. Fakat savaş iki-üç açıdan alarm zillerini sonuna kadar çaldırıyor. İlk ve en önemli açı savaşın bir kazanamama noktasına sıkışıp kalması. Avrupalılar için Rusya’nın kazanmadığı her senaryo şimdilik yeterince iyi, ama bu kazanamama halini sürdürmek Ukrayna ve Rusya için giderek daha zor bir durum haline geliyor. Ruslar, bu durumdan nihayet sıkılıp gerçek anlamda kırmızı çizgilerini bir gün aşabilirler.

Bu tür bir risk savaşın kazanılamadığının ve kazanılmasının zor olduğunun anlaşıldığı ilk ayında ve ilk yılında da vardı fakat bugün daha fazla var. Ruslar, “kaybet-kaybet” hamlesini bir gün yapma potansiyeline ve stratejik kültürüne sahipler. Bu kayıplardan Rusya yıkılmadıkça bir milliyetçi varoluş hikayesi de çıkarırlar. Şu anda hala mühendisler daha üstün sistemlerle Ukrayna’daki oyunu kendi kazançlarına bitirecek bir teknolojik atılım için çaba gösterdiğinden savaş sahasına sürecek adam bulma derdindeler. İşsizleri, borçluları, mahkumları ve okulda derslerde “başarılı olmayanları” silah altına almayı düşündüklerini söyleyen haberler okuduk geçtiğimiz hafta. Muhtemelen fıkra tadında bir abartı ama öte yandan Rus mentalitesini yansıtıyor. Ruslar cephelerde çok şikayetçi olmadan muhtemelen varlık, ruh ve Tanrı üzerine düşünerek ölür. Bu kulağa şiirsel geliyor değil mi, şiirselliğin ötesinde süregiden, uzayan bir savaşta büyük bir artı. Rusları asıl endişelendiren sınırları korumada yaşayabilecekleri sorunlar ve topraklarına, ekonomik varlıklarına yönelik derin vuruş kapasitesinin Kiev tarafından çok başarılı bir biçimde hayata geçirilmesi.

MOSKOVA NEYE GÜVENİYOR?

Ruslar, burada üç şeye güveniyor: 1)-Seçimlerde de görüldüğü üzere halkın sabrı. Rus halkı bu savaşı savunmacı bir vatan savaşı olarak satın aldı. Bunu yapmak Kremlin’in becerisi miydi, Batının beceriksizliği miydi yoksa halk buna hazır mıydı- bu ayrı bir tartışma konusu; ama seçim süreci gösterdi halk savaşı destekliyor. 2)- Hala sınırlarla ilgili büyük bir meydan okuma yok. Tabi Ruslar, geleneksel etki alanlarının bir kısmından çıktılar, bir kısmın da düşük profile geçtiler. Acı ile ABD ve müttefiklerinin- ama özellikle ABD’nin- bazı boşlukları doldurduklarını........

© Yeni Birlik