Dezenflasyonun programının gizli açmazı: M2 artışı frenlenirken m1 neden hâlâ çok hızlı artıyor?
Türkiye’de yürüyen dezenflasyon çerçevesi, klasik anlamda bütüncül bir istikrar programı değil; daha çok yüksek faiz, kontrollü kur, kredi kısıtları ve likidite sterilizasyonu üzerine kurulu bir para politikası mimarisidir. Bu mimari kısa vadede M2’yi görece yavaşlatabilmiş görünse de, M1’de süren yüksek artış programın iç gerilimlerini ve orta vadeli kırılganlığını göstermektedir. TCMB’nin kendi metinleri de likidite ve para arzı üzerinde bütçe açığı, kamu borçlanması ve kamu iştiraklerinin kredi kullanımının belirleyici olabildiğini kabul ediyor; IMF de mevcut bileşimin dezenflasyona katkı verdiğini ama risk ve maliyet taşıdığını açıkça not ediyor.
GİRİŞ: ENFLASYON VE PARA ARZI BÜYÜME ORANLARI
Türkiye’de son iki yıldır uygulanan dezenflasyon çizgisine bakıldığında ilk izlenim şudur: Enflasyon düşüyor, döviz kuru görece kontrollü gidiyor, kredi genişlemesi sınırlandırılıyor ve finansal piyasalarda daha öngörülebilir bir çerçeve oluşuyor. Ne var ki verilerin biraz altına indiğimizde daha karmaşık bir tabloyla karşılaşıyoruz. Çünkü Merkez Bankası’nın başarı hanesine yazılabilecek bu gelişmelerin arkasında, para arzının kompozisyonunda önemli bir gerilim birikiyor: geniş tanımlı para arzı (M2) artışı görece yavaşlarken, dar tanımlı para arzı olan M1 hâlâ çok yüksek hızlarda büyüyor. İşte bugünkü tartışmanın bam teli tam olarak buradadır.
TCMB’nin Aylık Para ve Banka İstatistikleri ile TÜİK’in 2025=100 bazlı TÜFE serilerinden yaptığım hesaplamaya göre, 2025 Ocak ayında yıllık artış oranı M1’de yüzde 30,2, M2’de yüzde 28,3, manşet TÜFE’de yüzde 42,1, çekirdek C endeksinde yüzde 42,7 idi. 2025 sonuna gelindiğinde manşet enflasyon yaklaşık yüzde 30,9’a, çekirdek C endeksi de yüzde 31,1’e gerilerken, M2 büyümesi yüzde 40,7’ye, M1 büyümesi ise yüzde 58,6’ya çıkmıştı. 2026’nın ilk çeyreğinde de benzer bir ayrışma sürdü: Mart 2026 itibarıyla yıllık artış oranı M1’de yüzde 41,7, M2’de yüzde 27,2, manşet TÜFE’de yüzde 30,9, çekirdek C’de ise yüzde 29,7 düzeyindeydi. Yani fiyat artışları yavaşlıyor, ama para arzının özellikle en likit bileşeni (M1) hâlâ çok canlı seyrediyor.
DEZENFLASYON PROGRAMININ MANTIĞI VE İÇSEL MEKANİZMASI
Bu tablo ilk bakışta paradoks gibi görünebilir. Oysa ortada gerçek bir paradoks değil, uygulanan para politikasının doğası var. Çünkü TCMB bugün klasik anlamda parasal hedefleme yapmıyor; M1 ya da M2 için açık bir miktar hedefi ilan etmiyor. Onun yerine politika faizini yüksek tutuyor, kredi büyümesine sınırlar getiriyor, TL likiditesini sterilize ediyor ve kur geçişkenliğini sınırlamaya çalışıyor. 2025 Para Politikası metninde de açıkça görüldüğü gibi, kredi büyümesinin ve kompozisyonunun dezenflasyon sürecini destekleyecek........
