menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Asyalı turiste Charter Formülü

63 0
12.10.2026

Gaziantep’in mutfağı dünyaya açılmış durumda. Şimdi mesele, dünyanın o mutfağa nasıl ulaşacağı.

GastroAntep Festivali’nde bir araya geldiğimiz Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ile konuşurken, gastronomiden turizme, tarımdan kültürel mirasa uzanan geniş bir gündemimiz vardı. Ancak sohbetin en dikkat çekici başlıklarından biri, "Asyalı turistleri Gaziantep’e doğrudan getirecek charter uçuşları" oldu.

Şahin’in hedefinde özellikle Japonya, Çin ve Güney Kore var. İstanbul ve Kapadokya’ya gelen Asyalı turistlerin Gaziantep’e ulaşmak için saatlerce süren karayolu yolculuğunu göze almak istemediklerini söyledi. Bu engeli aşmak için Türk Hava Yolları yönetimiyle görüştüklerini, ara uçuş talebini ilettiklerini anlattı.

THY cephesinde ise maliyet hesabı var. Henüz alınmış bir uçuş kararı yok; fizibilite ihtiyacı gündemde. Masada doğrudan charter uçuşları var.

Aslında mesele yalnızca yeni bir uçuş hattı değil.

"Gaziantep’in gastronomi gücünü, bölgenin tarihî ve kültürel mirasıyla birleştirerek Asya turizm pazarından daha büyük pay alma arayışı."

Sohbetimizde sekizinci yılına ulaşan GastroAntep’in uluslararası hedeflerini, Michelin yıldızı beklentisini, festivalin kent ekonomisine katkısını ve yerel üreticilerin kazanımlarını da ele aldık.

MICHELIN HEDEFİNDE SON DURUM

Şahin, 2023 yılında “Fırat’ın lezzetleriyle Michelin yıldızlı yeni şefler çıkaracağız” demişti. Aradan geçen süreyi hatırlattım:

Yanıtında önce Michelin’in Türkiye’deki genişleme sürecine değindi. İstanbul’un ardından Bodrum’un gündeme geldiğini, kendilerinin ise Anadolu şehirlerinin de bu kapsama alınması için ısrarcı olduklarını söyledi. Gerekçesini açık anlattı:

“İnsanlar Mardin’e, Şanlıurfa’ya, Midyat’a, Gaziantep’e ve Hatay’a özellikle yeme içme kültürü için de geliyor." Bu nedenle Michelin’in Anadolu’ya açılmasını gerekli buluyor.

Şahin’e göre Kültür ve Turizm Bakanlığı bu talebi değerlendirdi, Michelin yetkilileri ile görüşmeler yapıldı ve kapsam genişledi. Şimdi beklentisi yıl sonunda Gaziantep’ten işletmelerin yıldız alması. Yaklaşık on işletmenin bu süreçte çalıştığını belirtti. Geleneksel mutfak bilgisini, beş altı kuşağa dayanan birikimi ve tanıtım çalışmalarını bu beklentisinin gerekçeleri arasında saydı.

“3 Aralık’taki açıklamada duyacak mıyız?” dediğimde, “İnşallah, çok umutluyuz.” karşılığını verdi.

Önemli ayrım burada. Michelin sonuçları henüz açıklanmış değil, Şahin’in dile getirdiği güçlü bir beklenti. Kendisi de bunu bir yolculuk olarak anlattı. Bu yıl iki, sonraki yıl üç işletmenin öne çıkabilmesinden söz etti. Ona göre böyle bir gelişme, mutfağın içindeki rekabeti ve çalışma isteğini de besleyecek.

KONSER KALABALIĞINDAN EKONOMİK SONUCA

Söyleşinin en kritik sorusu ise festivalin yönüyle ilgiliydi: Başlangıçtaki uluslararası gastronomi vizyonu, kültür ve eğlence etkinlikleri genişledikçe geri planda mı kaldı? Başarıyı konserlere gelen insan sayısıyla mı, yoksa şefin, üreticinin ve esnafın kazancıyla mı ölçmeliyiz? Özellikle de somut veriler..

Şahin, buna iki alanın birbirini beslediğini söyleyerek yanıt verdi. “Gastronomi de bir kültür, bir medeniyet.” dedi. Sofranın malzemeden, topraktan, güneşten ve tarihten geldiğini hatırlattı. Kentin beş antik kentini, 22 müzesini, sergilerini ve ailelere yönelik çalışmalarını aynı bütünün parçaları olarak gördüğünü söyledi. Dijital sanatı da bu çerçeveye yerleştirdi.

Peki, ekonomik karşılık?

Şahin’in yanıtında ziyaretçi başına harcama ya da festivalin toplam gelirini gösteren bir bilanço yoktu. Bunun yerine eğitimden ve üretimden örnekler anlattı. Gastronomi Lisesi öğrencilerinin ilgisinin arttığını, giriş puanlarının yükseldiğini söyledi. Bu alanın iş, yatırım ve ihracat fırsatı yaratabileceği görüşünde. Mesleğin yalnızca diploma değil, beceri ve sevgi gerektirdiğini de ekledi.

Gastronomi Enstitüsü, lise ve üniversiteler arasında kurulan ilişkiyi önemsiyor, Şahin. Bu yıl on üniversitenin yarıştığını, aralarında Akdeniz, Özyeğin ve Okan üniversitelerinin de bulunduğunun altını çizdi. Yaklaşık on Michelin yıldızlı şefin etkinliğe geldiğini anlattı. Yarışmalarda sumak, salça ve tarhun gibi yerel ürünlerin kullanılması, ona göre Gaziantep mutfağını yeni sunumlarla buluşturuyordu.

Burada önemli olan, yarışma bittikten sonra yerel malzemenin yolculuğunun sürmesi. Bir şefin kullandığı ürünün bilinmesiyle, üreticinin o ürünü düzenli satabilmesi aynı şey değil. Şahin, aradaki bağın kurulabileceğini düşünüyor.

Bir sonraki aşama ise ürünün sofradan pazara geçmesi. Şahin’in anlattığı modelde, ilgi gören yerel ürünleri kadın kooperatifleri üretiyor; ürünler marketlere giriyor. Böylece festivalde görünür olan lezzetin aile ekonomisine katkı vermesi hedefleniyor.

Bu noktada bir kadın üreticinin hikâyesini de paylaştı. İlk GastroAntep’in ardından yanına gelen kadın, sumak ekşisini sattığını ve kazancıyla çocuk okuttuğunu söylemiş. Geçen yıl aynı aileyle yeniden karşılaşmış. Çocuklardan biri doktor olmuş, annesinin festivaldeki standına yardıma gelmiş. Diğer çocuklar eğitimlerini sürdürüyormuş.

Şahin bu hikâyeyle gurur duyuyor. Haklı olarak üzerinde durduğu taraf, festivalin bir üretici için açabildiği imkân. Ama bu bireysel hikâye, başta sorduğum daha geniş ekonomik ölçüm sorusunu ortadan kaldırmıyor. Gastronominin kent........

© Yeni Birlik