menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye ile KKTC: Kardeşlikten Daha Fazlası, Ortak Bir Gelecek Meselesi

59 0
13.10.2026

Kıbrıs denildiğinde akla yalnızca Akdeniz’in ortasında stratejik bir ada gelmemeli. Kıbrıs, Türkiye için tarihî sorumlulukların, millî hafızanın ve Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerin iç içe geçtiği bir meseledir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti içinse Türkiye, yalnızca bir komşu değil; güvenliğin, uluslararası alanda görünürlüğün ve ekonomik dayanışmanın en önemli dayanaklarından biridir.

Ancak Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkiyi yalnızca geçmişin hatıraları üzerinden değerlendirmek, bugünün ihtiyaçlarını anlamaya yetmez. Asıl mesele, yıllar içinde kurulan bu güçlü bağın gelecekte nasıl daha sağlam, daha üretken ve daha sürdürülebilir hâle getirileceğidir.

Bu bağın temelinde tarih var

Kıbrıs Türklerinin adadaki varlığı ve verdiği mücadele, Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkilerin tarihsel zeminini oluşturuyor. 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortaklık düzeninin bozulması, Kıbrıs Türklerinin güvenlik ve siyasi temsil sorunlarını derinleştirdi. 1974’te Türkiye’nin adaya askerî müdahalesiyle başlayan yeni dönem, Kıbrıs meselesinin seyrini köklü biçimde değiştirdi.

15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilan edilmesiyle yeni bir siyasi yapı ortaya çıktı. Türkiye, KKTC’yi tanıyan tek devlet olarak siyasi, ekonomik ve diplomatik desteğini sürdürdü.

Bu tarihsel arka planı anlamadan Ankara ile Lefkoşa arasındaki ilişkileri değerlendirmek mümkün değildir. Türkiye açısından Kıbrıs, millî güvenlik ve Doğu Akdeniz’deki stratejik çıkarlarla doğrudan bağlantılıdır. Kıbrıs Türk halkı açısından ise mesele, güvenli bir gelecek kurmanın yanında siyasi iradesini ve kimliğini koruma mücadelesidir.

Türkiye’nin desteği önemli, peki yeterli mi?

Bugün KKTC’nin uluslararası alanda karşı karşıya olduğu kısıtlamalar, ekonomisinin gelişmesini ve dünya pazarlarıyla doğrudan bağlantı kurmasını zorlaştırıyor. Bu koşullarda Türkiye’nin desteği hayati önem taşıyor.

Nitekim iki ülke arasında ekonomik ve mali iş birliği protokolleri yürütülüyor. 2026 yılı iktisadi ve mali iş birliği anlaşmasının da resmî süreçlerden geçmesi, bu ilişkinin güncel boyutunu gösteriyor.

Fakat burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Destek vermek ile kalıcı kalkınmayı sağlamak aynı şey değildir.

KKTC’nin Türkiye’den aldığı desteğin yalnızca kamu harcamalarını karşılamaya........

© Yeni Birlik