menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yap dediğimi yapın...

15 0
15.08.2026

Rehberimiz, kendisine çizilen rotaya, verilen salâhiyete ve önceden hazırlanmış tecrübe defterine istinaden tur misafirlerini yönlendiriyordu. En güzel vasfı ise şefkatiydi. Geciken, ikazlara kulak asmayan bir misafire mihmandarımız Murat Bey darılıp yolda bırakmıyor. Şefkatle, tebessümle uyarıyordu. Sık sık tekrarladığı cümle:

“Yap dediğimi yapın, yapma dediğimi yapmayın; pişman olmazsınız!”

Yabancı bir ülkede birkaç günlük seyahat için dahi böyle emin, şefkatli bir kılavuza ne kadar muhtacız! 

Bu durum zihnimizi hayat yolculuğuna çevirdi. Zira Bediüzzaman’ın ifade ettiği gibi; “İnsan bir yolcudur; sabâvetten gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder.”1

Bu yolculukta mihmandarı nefis ve hevâ olan insanın akıbeti hayr olur mu? Yolculuğu selametle sonlandırmak, miracın sahibi, kâinatın en büyük mürşidi ve sultanı olan Fahr-i Kâinat Efendimiz’in (asm) rehberliğiyle mümkündür. 

O, Kur’ân-ı Kerîm’in fermanıyla, “Peygamber size ne verdiyse onu alın, sizi ne şeyden sakındırdıysa ondan da sakının”2 emr-i İlâhîsini tebliğ etmiştir. O, Hz. Ebu Hüreyre’nin (ra) rivayet ettiği hadis-i şerifteki gibi, “Size herhangi bir şeyi yasakladığım zaman ondan kesinlikle sakınınız; bir şeyi emrettiğimde ise onu gücünüz yettiği ölçüde yerine getiriniz.” düsturuyla ümmetine rehberlik etmiştir.3  

Risale-i Nur’da meselenin hakikati tasvir edilir: “Arkadaş! O zat-ı mürşid, nev-i beşeri korkutmak için pek müthiş hakikatlerden bahsediyor. Ve insanları tebşir için, kalpleri cezb ve akılları celb eden meselelerden haber veriyor.”4

Evet, insan fırtınalı dünyada harikulâde şeyleri öğrenmeye........

© Yeni Asya