Küçük Şeyler
Ardından NLP, kişisel gelişim furyası başladı ve tabiî iş çığırından çıktı. Küçük şeylerle mutlu olmayı tavsiye eden bir anlayışın arkasından ego şişiren, kendini çok büyüten ve sırf kendi mutluluğu için genel geçer değerlere savaş açan tiplere maruz kalındı.
Halbuki kişisel gelişim, küçük şeylerle mutlu olmak, yetinmek gibi kavramların en âlâsı, en ekmel din olan İslâmiyetin koyduğu kuralların bütününde vardı. Rol model olan büyüklerimizin her tembihi, yetiştirme şekli ve hayatlarındaki ayrıntılarda görülen, uygulamalarda özümsenmiş bir şeydi. Selâmı muhatabından önce vermenin getirdiği bir iç huzurunun, büyüğü gelince saygıdan ayağa kalkmanın, söz verilince konuşmanın, her lafa girmemenin, bir isteği karşılarken “of” demeden, içten gelerek yapmanın, yardım etmenin, yemeğe, üste başa, evdeki mefruşata kanaat etmenin bir okulu yoktu. Yetişirken öğrenilen ahlaki bir donanımın küçük ama yapana büyük sevaplar kazandıran değerleriydi bütün bunlar.
“Teşekkür ederim”in cevabı bile eskiden "Bir şey değil" idi belki de “Rica ederim” en fazla. İnsanın kendini hakîr görmesi kişilik eksikliği değil enaniyet törpüsü idi. Methedilince yüzümüz kızarır, “Estağfurullah, teveccühünüz” diye karşılık verilirdi.
Yaptığımızı eksik görür, “Daha fazla yapabilsek keşke” diye düşünürdük. Anneme babama daha çok el atsam, dostlarımı daha çok ziyaret etsem, fakiri düşkünü kollasam.
Küçük şeylerle mutlu olmayı zaten biliyorduk, mutsuz olduğumuz şeyleri saysak azar işitirdik. Gözümüzde büyüttüğümüz dünyanın bütün nimetleri bizden alınacakken, bütün nizâları biz gidince........
