Şimdi onlar hayattalar ve mutlular
Azıcık verilen akıl nimetiyle, ön yargısız, peşin fikirli olmadan kâinat ve içindekilere bakılsa, insan ahiretin de kesin olduğuna inanır.
En mükemmel olarak insanı yaratan Allah, daha mükemmelini yaratmaması mümkün değildir. Ve Allah’ın yarattığıyla yetinmesi, akla uygun değildir. Yarattığı insan, verilen çok küçücük iradesiyle, azıcık aklıyla her şeyi anlamaya çalışması, anladığıyla yetinmeyip daha çok anlamaya çalışmaktadır, yaptığı işlerle yetinmeyip, daha mükemmel işler yapmak için gayret göstermektedir.
Yarattığı insan böyle olursa, sonsuz ilim, kudret ve irade sahibinin evrenle yetinmesi mümkün değildir.
Yarattığı insanın hürriyetini, iradesini, aklını ve vücudunu yanlış kullanması karşısında sessiz durması mümkün değildir.
Hele hele kuvvetlinin zayıfı ezmesi, haklarını çiğnemesi karşısında tavır sergilmemesi mümkün değil. Bu dünyada sormuyorsa, mutlaka başka bir dünyada soracak demektir. Sormaması mümkün değil. Sonsuz âdaletli olduğunu yarattıkları üzerinde gösteren Allah, zulümlerin, haksızlıkların hesabını soracaktır. Bu dünyada sormuyorsa başka bir dünya kuracak ve soracak demektir. Mutlak âdil olan, zulme seyirci kalamaz. Allah zulme uğrayanların haklarını zâlimden alıp, mazluma verecektir.
Kâinata bakıp da bunları okuyamayan aklını kullanmıyor, evreni okumuyor veya yanlış okuyor demektir. Sadece şeklini okuyor, verilen mesajları görmüyor demektir. Evreni doğru okuyan, Kur’ân-ı Kerîm’in de yaratıcının mesajı olduğunu görecektir, anlayacaktır. Çünkü kâinatın verdiği mesajları Kur’ân-ı Kerîm de vermektedir. Kur’ân-ı Kerîm evrenin müfessiridir, açıklayıcısıdır, doğru okuyucusudur.
Yaşadığımız okul........
