Yavrularımızın soruları
Yavrularımızın sorularını ciddîye alarak cevaplamalıyız. Çünkü onlar çok özgün ve içten düşünürler. Düşüncelerinde samîmidirler. Onların aklı sembollerle, simgelerle, önyargılarla fazla yıpranmamıştır. Onlar saf aklın temsilcisidirler. Saf akıl ise düşüncelerinden dolayı günahkâr olmaz. Düşünmek haram değildir. Kur’ân düşünmeyi teşvik eder.1
Küçüklerimiz her zaman her konuda bilgi öğrenmek isterler, yanlışlarında ısrar etmezler. Aldıkları bilgileri sorgulamak haklarıdır; doğru ve kendi küçük akıllarına yatkın cevap ararlar.
Bunu yaparken hiçbir garaz ve a’râz düşünceleri yoktur. Gizli veya saklı hesapları yoktur. İçlerindeki ne ise, ağızlarındaki odur. Konuştukları şeyler iç dünyalarını cam gibi şeffaf olarak yansıtır. Yaranmak için düşüncelerini, düşünmedikleri ve inanmadıkları şekilde telâffuz etmezler. Akıllarının yatmadığı şeye itibar etmezler. Küçükler masumdurlar.
Allah Doğmamıştır, Doğurulmamıştır
Allah birdir; bütün kâinâtı birlik içinde yönetir. Bunu, âlemdeki baş döndürücü nizam ve intizâmdan kavrarız. Allah Samed’dir; hiçbir şeye muhtaç değil, her şey O’na muhtaçtır. Allah bütün kâinâtı, melekleri, cinleri, insanları, hayvanları, bitkileri vs. –hâşâ- kendi ihtiyâcı için değil; sırf böyle irâde ettiği için yaratmıştır. Melekler de, cinler de, insanlar da Allah’ın kullarıdırlar. Bütün kâinâtta ne varsa Allah’a mutlak itaattedirler; Allah’ı tesbih ederler, Allah’ı zikrederler.
Allah doğmamıştır, doğurulmamıştır. Doğmak ve doğrulmak, yaratılan mahlûkâta mahsus bir sıfat olarak, Allah’ın koyduğu bir kânundur. İnsanlar, cinler ve hayvanlar doğarak dünyaya gelirler, doğurarak çoğalırlar. Bitkiler aynı kânuna bağlı olarak çekirdek ve tohumlarıyla çoğalırlar. Hıristiyanlar Hazret-i İsâ’ya (as), Yahûdiler de Hazret-i Üzeyir’e (ra) Allah’ın oğlu demişler, hatâ etmişler, Allah’a şirk........
